türk sikiş sikiş video rokettube brazzers
Son Haberler
Anasayfa / Makaleler - İnsan Kaynakları / İK CILAR İÇİN ATASÖZLERİNİ KULLANARAK STRES ATMA TEKNİKLERİ

İK CILAR İÇİN ATASÖZLERİNİ KULLANARAK STRES ATMA TEKNİKLERİ

Aşağıdaki atasözlerinin açıklamaları hem genel kültürünüzü ve iletişim lügatınızı geliştirmek, hem de işyerinde uygun ortamlarda kullanarak stresinizi azaltabilmek amacıyla, İK (insan kaynakları) jargonuna adapte edilmiştir. Boşuna atasözü dememişler, vakti zamanında atalarımızın günümüz İK sorunlarını bu kadar öngörüyle tesbit edebiliyor olmalarını, ayrıca takdire şayan karşılıyoruz! İyi okumalar dileklerimizle…

 

Acem pehpehe, Türk pohpoha gelir

Nasıl bir yöneticidir bu ! Sinirlidir, gergindir, herkesin yanında elemanlarını sürekli fırçalar, kendisine getirilen hiçbir şeyi beğenmez, herşeyde bir hata bulur. Kırk yılda bir (özellikle tek başlarına kaldıklarında) o elemanları yaptıkları bir iş nedeniyle tebrik eder. Sürekli fırçayı yiyerek aşağılık duygusu içinde yaşayan eleman, bu küçük teşekkürle havalara uçar, günlerce yere inemez, motivasyon tam gaz çalışır, nasıl bir elemandır bu!…

diye hafiften salaklaşmış bir halde düşünürken kendi başınıza mırıldanabileceğiniz bir atasözüdür.

 

Abdalın dostluğu köy görünceye kadar

Daha iki ay oldu işe gireli, şimdi ayrılmak istediğini söylüyor. Neymiş ücreti yetmiyormuş ve daha yüksek ücretli bir iş bulmuş. İşe alım görüşmesinde herşey güllük gülistanlıktı oysa, iki ayda mı ücreti yetmemeye başladı? Belli ki başka bir iş ararken boşta kalmamak için kullandı bizi…

diye sinirli sinirli düşünürken dudaklarınızın arasından hafif bir tonla söylenebilir bir atasözüdür.

 

Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar 

Üst yönetim “Çalışan Memnuniyet Anketi” sonuçlarını aylardan beri açıklamadı. Ne zaman sorsam “üzerinde çalışıyoruz, yakında açıklarız” diyorlar. Oysa ki personel çektiği tüm sıkıntılara rağmen çalışmaya devam ederken, bu anketin sonucunda yapılacak olan iyileştirme çalışmalarını umutla bekliyordu…

diye kara kara düşünerek genel müdürün kapalı kapısının önünden geçerken kendi kendinize fısıldayabileceğiniz bir atasözüdür.

 

Kaz kazla, daz dazla, kel tavuk kel horozla

İşletmemiz büyüdükçe birbirimizle iletişimimiz koptu, iletişimimiz koptukça motivasyonumuz bozuldu. Biz de düşündük taşındık, ekip çalışması yapalım tanışalım-kaynaşalım dedik. Duyurduk tüm işletmeye, ekipler oluşturun, projeler yapın diye. Sonra bir baktık, herkes kendi kankasıyla kurmuş ekibini, tanımadığını-sevmediğini dışarıda bırakmış, kaynaşma bir yana büsbütün ayrıştık…

diye şaşkın şaşkın koridorda yürürken kendi başınıza yüksek sesle söylenebilir bir atasözüdür.

 

At yedi günde, it yediği günde 

Ne kadar çok konuşuyor bu yeni gelen yönetici? Daha dün bir, bugün iki. Yok eski şirketinde neleri başarmış, yok bugünlere gelmek için nelerden vazgeçmiş, yok ileride çok şeyler yapacakmışız onunla birlikte, bizi hiç dinlemiyor, sürekli bol keseden sallıyor…

diye lahavle çekip düşünürken sessizce içinizden söylenebilir bir atasözüdür.

 

Yeni boka sinek çok konar

Bunlar da işin suyunu çıkardılar. Yeni nesil bir üretim tezgahı çıkar, üretim müdürü hemen satın alır. Planlama müdürü kullandığı yazılımın yeni versiyonunu, Ar-ge müdürü yeni mikroskobu, Satış müdürü yeni çıkan dizel aracı hemen satın alır. İK, senin neyin eksik?……

diye kara kara düşünürken yönetimin zoraki izin verdiği “Bulut teknolojisinde yeni İK yetenek analitiği uygulamaları falan filan” adlı yarım günlük bir eğitimle yetinmenin idare eder mutluluğuyla yanınızdaki müdür arkadaşınızın suratına gülümseyerek (nasıl olsa bir şey anlamayacağı için) söyleyebileceğiniz  bir atasözüdür.

 

Ölüsü olan bir gün ağlar, delisi olan hergün ağlar

Kapınızda çalışanlardan adeta bir kuyruk oluşmuştur. Bazen yemek paydosunda, bazen koridorda, mesai bitiminde eve giderken, hafta sonunda sokakta karşılaştıkça size dert yanarlar. Hepsinin sorunu aynıdır: aşırı derecede sert bir yönetim tarzı uygulayan yöneticileriyle sorun yaşamaktadırlar. İşin kötü tarafı yönetim kurulu başkanının yakın akrabası olan bu yaşlı agresif yönetici ile sizin de aranız iyi değildir. Ne yapabilirim, nasıl yapabilirim …

diye hüzünle düşünürken odanızdan çıkan dertli personelin ardından ağıt yakar bir tonda mırıldanabileceğiniz bir atasözüdür.

 

Bir ötürekli (ishal) dana, bir sürüyü bok eder

Defalarca söyledim üst yönetime, “işe alım yaparken daha özenli olalım, eşin dostun akrabalarına öncelik vererek daha iyi ve kaliteli adayları kaçırmayalım” diye. “Biz herkesle görüşüp adil seçim yapıyoruz zaten” diyorlar, yine de tanıdıklarını işe alıyorlar. Bugün her departmanda mutlaka bir yöneticinin akrabası çalışıyor, iyi çalışanlara sözüm yok ama torpillerine güvenerek dokunulmazlık peşinde koşan ve işlerini layıkıyla yapmayanlar nedeniyle diğer tüm çalışanların performansı da giderek düşüyor…

diye çaresizce düşünürken işe yeni aldığınız bir akrabaya sohbet esnasında gülümseyerek (nasıl olsa bir şey anlamayacağı için) “bunu hiç duymuş muydun ?”  diye sorabileceğiniz bir atasözüdür.

 

Kara yaslanma kar erir, ere yaslanma er ölür

Ne beni seven – kollayan bir yöneticim var, ne de başında bulunduğum İK departmanının görevleri arasında olan “kariyer planlama” faaliyetlerinin bir inandırıcılığı… Kendisini rekabetten koruyamayan şirket, beni mi düşünecek ? Herkese az para bol unvan dağıtılırken, dışarıda yerimi doldurmak üzere bekleyen yüzlerce aday varken, kariyerim her sabah yeniden başlarken, ben tüm bu çalışanları şirket hedeflerine nasıl adapte edeceğim?….

diye isyankar isyankar düşünürken odanızın ses geçirmez duvarlarına karşı yüksek sesle söylenebilir bir atasözüdür.

 

Aba vakti yaba, yaba vakti aba

Yöneticilerimizin hepsi teknik adam, hiçbirisinin işletme yönetimi eğitimi yok, deneyimleri ise kaş göz yara yara. Yıllar önce söyledik üst yönetime “her yıl mutlaka yönetici eğitimleri alalım, çalışanların motivasyonunu ihmal etmeyelim, daha sonra başımıza daha büyük işler açılmasın” diye…. “Bakarız, yaparız” dediler, geldik bugüne. Şirkette ne iyi bir yönetici kaldı, ne de iyi bir çalışan. Ünümüzü duyan bizimle çalışmak istemiyor, bizimle çalışmak isteyen çok para istiyor, bir çok şeye yeni baştan başlamak gerekiyor  vesaire…

diye düşünürken genel müdürün onayladığı yeni eğitim ve işe alımların yüksek bütçelerine hayret ederek ve kendi kendinize gülümseyerek (genel müdürün duymamasına dikkat edin!) söyleyebileceğiniz  bir atasözüdür.

 

Memet Özkan

Özkan Yönetim Danışmanlık

www.danismend.com

Scroll To Top