Son Haberler
Anasayfa / Anasayfalar / RAPORLAR / İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR ? (28. RAPOR – ARALIK 2016)

İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR ? (28. RAPOR – ARALIK 2016)

Günümüzün iş dünyası, bugüne kadar hiç olmadığı ölçüde geleceğini görmeye ihtiyaç duymaktadır.  Gelecekteki riskleri bugünden göremeyenlerin aldıkları yaralar  öldürücü olabilmekte, fırsatları öngörebilmek ise eskisine göre daha zordur.

* Hangi sektörde, hangi mesleklerde, hangi bölgelerde, hangi ekonomide neler oluyor ?

* Yakın gelecekte nelerin olması bekleniyor, nlere hazırlanmalıyız, nelere dikkat etmeliyiz?

Web sayfamızda ( www.danismend.com) düzenli olarak yayınladığımız “İŞ  DÜNYASINI NELER  BEKLİYOR ?“ adlı araştırmamızda, bu sorulara yanıtlar arıyoruz.

İş adamlarının, yöneticilerin, girişimcilerin, çalışanların mutlaka okuması gerektiğine inandığımız bu araştırmayı, güncel ekonomik-siyasi basın ve yayını, ekonomik otoritelerin söylediklerini ve yaptıklarını, yerel ve küresel gelişmeleri detaylı bir şekilde tarayarak oluşturuyoruz.

Rapordaki  periyodik güncellemelerden haberdar olmak isteyen okurlarımızın ozkandanismanlik@gmail.com adresine boş bir e-posta göndermeleri yeterlidir.

Çalışmalarınızda destek olması dileğiyle bilgilerinize sunarız…

 

SAYI 28 (ARALIK 2016)

 

WWF- YAŞAYAN GEZEGEN RAPORU – İki yılda bir hazırlanan ve dünyanın mevcut durumunu özetleyen Yaşayan Gezegen Raporu (WWF) yayımlandı. Rapor, 1970-2012 yılları arasında omurgalı canlı popülasyonlarında (memeliler, balıklar, kuşlar, iki yaşamlılar, sürüngenler) ortalama yüzde 58’lik genel bir düşüş olduğunu ortaya koyuyor. Bu çarpıcı azalma, karasal türlerin popülasyonlarında yüzde 38’lik, denizde yaşayan popülasyonlarda yüzde 36’lık, tatlı su popülasyonlarında ise yüzde 81’lik bir düşüş anlamına geliyor. Hiçbir önlem alınmaz ve bu gidişat devam ederse, 2020 itibarıyla dünyadaki canlı nüfusunun yüzde 67’si tamamen yok olabilir. Yaşayan Gezegen Raporu 2016, canlı yaşamını tehdit eden beş büyük soruna dikkat çekiyor: Habitat kaybı ve bozulması,  türlerin aşırı tüketimi (hem hayvan hem bitki), kirlilik, istilacı türler ve hastalıklar, iklim değişikliği.

 

PAGEGROUP – PAZAR GÜVEN ENDEKSİ – PageGroup tarafından yürütülen ve 2016’nın 3 çeyreğini kapsayan Pazar Güven Endeksi araştırmasına göre Fransa’da güven endeksi 44’ü gösteriyor. İtalya’da ise 36 ile çok daha düşük. Avrupa, gün geçtikçe dengesiz bir düzende yol bulmayı öğreniyor. Temkinli fakat emin adımlarla ilerlemeye gayret ediyor. İş piyasası ve piyasada yaşanan gelişmelerin her yaş grubunda bütün Avrupalı adaylar üzerinde olumlu bir görünümü var. Avrupa geneline bakıldığında güven endeksi 51’lerde seyrederken Türkiye’de bu sayı 53. İş piyasası ve ekonomi algısı çerçevesinde, her yaş grubundan profesyonellerin Türkiye’de yüzde 40’ı, Avrupa’da ise yüzde 52’si pazar durumunda iyileşme yaşanacağını düşünüyor. Beyaz yakalılarda finans uzmanı arayışı yükselişte. IT uzmanlarına duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artıyor. Bununla birlikte yeni neslin vazgeçilmezi olan data analistlerine duyulan ihtiyaç durdurulamaz bir şekilde artıyor.

 

NEWZOO – OYUN PAZARI RAPORU – Oyun odaklı küresel pazar araştırmaları yürüten Newzoo şirketinin hazırladığı yeni raporda dünya genelinde oyun gelirleri sıralaması yer aldı. İlk 100 ülkenin belirlendiği raporda, ülkelerde oynanan oyunlardan elde edilen gelirler belirlendi. Buna göre, küresel bazda oyun pazarının büyüklüğü yaklaşık olarak 91.5 milyar dolar gibi bir rakam olarak açıklandı. Raporda en büyük payı yüzde 47.2’lik oranıyla Asya-Pasifik ülkeleri oluştururken, oyun gelirleri listesinin birinci sırasında 22.2 milyar dolar ile Çin yer aldı. Çin’i ise sırasıyla ABD, Japonya ve Güney Kore takip etti. 40 milyon 293 bin aktif internet kullanıcısı olduğu belirtilen Türkiye, Ortadoğu ve Afrika bölgesinden girdiği raporda bölgenin lideri konumunda yer aldı. 2015 verileri üzerinden hazırlanan raporda, Türkiye oyun gelirleri açısından 16’ncı sırada yer alırken, elde edilen miktar da 464 milyon 313 bin dolar olarak belirlendi. Bu rakamla Hollanda, İsviçre, Hindistan, Norveç gibi ülkelerin üstünde yer aldı.

 

SİBER SAVAŞLAR – Prof. Dr. Erdal Çayırcı’ya göre hibrit savaşlar ve siber saldırılar yaygınlaşacak. Siber saldırıların etkileri sadece kişisel veya gizli verilerin çalınması veya bazı bilişim hizmetlerinden yararlanmamızın engellenmesi ile sınırlı değil. Siber saldırılardan her birey mali ve hatta fiziksel olarak zarar görebilir. Siber saldırılar binaların yanmasına, yıkılmasına ve insanların ölmesine dahi sebep olabilir. Daha da kötüsü siber saldırıların bir çoğunun farkına bile varamamamız. Bir istatistiğe göre farkına varabildiğimiz siber saldırıları tespit edebilmemiz için ortalamada 172 gün geçiyor. Öte yandan bir çok ebeveyn sadece çocuklarının bilgisayar oyunları ile çok zaman harcadığından tedirgin. Fakat, zenofobi, siber zorbalık, trolling, twitch tv gibi kavramlar hakkında farkındalıkları yok.

 

KARİYER PLANLAMA – Prof. Dr. Erhan Erkut’a göre şu an lisede okuyan öğrenciler -azalan genç ve artan yaşlı nüfus ile zayıflayan emeklilik sistemleri nedeniyle- 50 yıl kadar çalışacaklar. Bu 50 yıl içinde 10-15 defa iş değiştirecekler. Alacakları üniversite diplomasının raf ömrü ise sadece 5 yıl. Bunları göz önünde bulundurduğumuzda, öğrencinin belirli bir meslek seçmeye çalışmak yerine uzun vadeli bir kariyer planı yapmasının önemi ve belirli bir mesleki içeriğe odaklanmak yerine hızlı değişime ayak uydurabilecek yetkinlik ve becerilerin geliştirilmesi gerekliliği net olarak ortaya çıkıyor.

 

21. YY YETKİNLİKLERİ  - Uzmanlara göre  (www.p21.org) 21. Yüzyıl yetkinlikleri üç başlıkta özetleniyor: 1) Öğrenme ve İnovasyon (yaratıcılık ve inovasyon, kritik düşünme ve problem çözme, iletişim ve işbirliği), 2) Bilgi, Medya ve Teknoloji (bilgi okuryazarlığı, medya okuryazarlığı, bilişim ve iletişim teknolojileri okuryazarlığı), 3) Yaşam ve Kariyer (esneklik ve uyum sağlayabilirlik, insiyatif alma ve özyönlendirme, sosyal ve kültürlerarası yetkinlikler, üretkenlik ve hesap verebilirlik, liderlik ve sorumluluk).

 

ENERJİ SEKTÖRÜ – Küresel teknoloji devi GE MENAT Başkan ve CEO’su Rami Qasem’e göre, gelecek 20 yılda dünya nüfusuna 1 milyar kişi daha eklenecek ve yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçiş için en az 30-40 yıla ihtiyaç var. Enerji sektöründeki en büyük zorluk, kaynaklar ve nitelikli iş gücü. Bugün sektörde çalışanlar, on yıl sonra toplam işgücünün yarısını oluşturacak. Bunlar mühendislik veya teknik uzman olan deneyimli bir kesim. Ve bu insan kaynağının büyük bir çoğunluğu ya emekli olmaya yakın ya da artık çalışmak istemeyecek yaşta. Diğer bir nokta ise inovasyon, yani geliştirilen teknolojik yeniliklerin en ekonomik çözümleri sunabilmesi. Üçüncü olarak da petrol ve doğalgazın daha sıcak, daha derin ve daha sert coğrafi alanlardan gelişmiş yöntemlerle çıkarılabilmesi.

 

IFC – İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ YATIRIM FIRSATLARI RAPORU – Dünya Bankası Grubu üyesi Uluslararası Finans Kurumu (IFC), Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında 2020′ye kadar yaklaşık 28 milyar dolar yatırım çekeceğini öngörüyor. IFC’nin “Gelişmekte Olan Piyasalarda İklim Değişikliği Yatırım Fırsatları Raporu”na göre bu miktarın, 16,4 milyar doları rüzgar enerjisinde, 7,4 milyar doları güneşte, 3,4 milyar doları jeotermalde ve 560 milyon doları da hidroelektrik alanında gerçekleşecek. Öte yandan, Türkiye’de çevre dostu yatırımlar kapsamında ulaşım altyapı çalışmalarına, yeşil binalara ve atık yönetimine yaklaşık 47 milyar lira yatırım yapılacak. Yeni yapılacak yeşil binalara 18,6 milyar dolar harcanacak. Ulaşım sektöründe çevre dostu yatırımlar gündeme gelecek. Bu kapsamda, düşük karbonlu ulaşım için 2020 itibarıyla en az 24 milyar dolar yatırım yapılacak. Ayrıca atık yönetimi için de 4,4 milyar dolar yatırım yapılması bekleniyor. IFC’ye göre, geçen yıl yenilenebilir enerjiye 1,9 milyar dolar yatırım yapan Türkiye 2023 itibarıyla rüzgar enerjisinde 20 bin, güneş enerjisinde 5 bin ve jeotermal enerjide de 600 megavatlık ilave kapasite oluşturmayı planlıyor.

 

SABANCI – KADIN DİREKTÖRLER RAPORU – Sabancı Üniversitesi tarafından hazırlanan ve Borsa İstanbul’da işlem gören 410 şirket içinde yapılan “Türkiye’de Halka Açık Şirketlerde Kadın Direktörler 2016” raporu açıklandı. Rapora göre, 410 şirketin 168’i yönetim kurulunda kadın üye bulundurmuyor. Geriye kalan 262 şirketin yönetim kurullarını oluşturan 2 bin 813 direktörün yüzde 14.2’sini oluşturan 304’ü kadın üyeler. 304 kadın direktör toplam 399 direktörlük sandalyesine sahip. 399 sandalyenin 224’ünde icracı olmayan ancak bağımsız olmayan, 102’sinde bağımsız ve 73’ünde icracı üye olarak görev alan kadınlar oturuyor. Bağımsız kadın direktörlerin toplam yönetim kurulu üyelerine oranı ise yüzde 6.5. Yönetim kurullarında görev alan kadın CEO sayısı ise sadece 14. Bu rakama göre halka açık şirketlerin yüzde 3.4’ünde kadın CEO görev yapıyor.

 

JLL – TEDARİK ZİNCİRİ ARAŞTIRMASI- Konut sektöründe özellikle de lojistik konutları alanında danışmanlık veren JLL’in EMEA Bölgesi Lojistik ve Sanayi Direktörü Guy Gueirard,’a göre tedarik zincirinden, müşteri odaklı tedarik zincirine geçiş yapıyoruz. Sektördeki zorlukları üç kategoriye ayırabiliriz. İlk sırada teknoloji geliyor. Müşteri artık herşeyi ‘dün’ veya iyi ihtimalle ‘hemen’ istiyor. İkinci konu ise off shoring trendinin geriye dönmesi ve üretimin tekrar off shore noktalarından nüfusun daha yoğun olduğu şehirlere geri geliyor olması. Bunun da tedarik zincirinde deponuzu nereye konumlandıracağınız, ne büyüklükte olması gerektiği veya olabildiği gibi konular üzerinde ciddi etkisi var. Üretimin nüfus yoğun şehirlere geri gelmesi demek, lojistiğin daha akıllı ve kompakt olması demek. Bu yüzden de üçüncü zorluk şehir lojistiği. Sektördeki teknolojik değişimler tedarik zincirlerinde ve gayrimenkul talebinde bir dönüşüme neden oluyor. Büyük veri, nesnelerin interneti, ‘Uberleşme’ ve 3D baskı teknolojilerinin etkileşimi de gelecekte bu değişim sürecini yakından etkileyecek. JLL araştırmasına katılan tedarik zinciri uzmanlarının yüzde 51′i büyük verinin ve veri analizinin önümüzdeki 5-10 yıllık dönemde tedarik zinciri stratejilerinin üzerinde en büyük etkiyi yapacağını düşünüyor. Yüzde 35′i ise büyük verinin getireceği en büyük potansiyel değişimin ‘tahmine dayalı talep’ modellemesi olduğunu düşünüyor. Nesnelerin interneti ise tedarik zinciri boyunca mal ve ürünlerin hareketinin görünürlüğünü artırıyor. Önümüzdeki günlerde yeni nesil takip et ve izle sistemleri çok daha yaygın bir şekilde kullanılıyor olacak.

 

IMO – DENİZCİLİK SEKTÖRÜ- Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), gemilere yüzde 3 daha düşük kükürtlü akaryakıt kullanma zorunluluğu getirdi. Uygulama 2020’de devreye girecek. Sektör uzmanlarına göre yeni uygulama armatöre ek maliyet de getirecek. Bazı gemilerde ise egzoz gazı temizleme sistemlerine ihtiyaç olacak bu da armatöre milyonlarca dolarlık ayrı bir maliyet kalemi olacak. Yakıt ikmal firmaları için maliyetler milyar dolarları bulacak. 2020 tarihi, 2008 yılında kabul edilen değişikliklerde kararlaştırılmıştı. Bu değişiklikler kabul edildiği zaman 2020 tarihini karşılamak üzere yeterli uygun akaryakıtın sağlanıp sağlanamayacağını değerlendirmek için 2018 yılına kadar bir yeniden gözden geçirme yapılması gerektiği de kabul edilmişti. Aksi halde tarihin 2025 yılına ertelenebilme ihtimali vardı. Ancak söz konusu inceleme 2016 yılında tamamlandı ve MEPC 70’e sunuldu. İncelemede, akar yakıt gereksinimlerini karşılamak için yeterli uygun akaryakıtın sağlanabileceği sonucuna varıldı. Deniz taşımacılığında kullanılan yakıtta gaza talep artışı olduğu ifade ediliyor. Yakıldığı zaman önemsiz kükürt oksit emisyonlarına yol açtığı için, giderek artan sayıda gemiler yakıt olarak gaz da kullanıyor.

 

IMF – TÜRKİYE RAPORU – IMF Orta, Doğu ve Güneydoğu Avrupa bölge raporunda, bölge ülkeleriyle birlikte Türkiye ekonomisi de değerlendiriliyor. Son yayınlanan Kasım 2016 tarihli rapora göre 2017’de Türkiye’nin büyüme hızı, çoğu bölge ülkesine göre daha yüksek olacak. Ancak diğer ülkelerin hızı artarken Türkiye’nin hızı düşecek. Global piyasalardaki göreli rahat ortam, Türkiye’nin darbe girişimi ve olağanüstü hal ilanı şokları daha kolay atlatmasını sağladı. Finansman ihtiyacı yüksek olan ülkeler, piyasa eğilimlerindeki ani değişiklikler karşısında daha kırılgan durumda.

 

MANPOWER – YETENEK AÇIĞI RAPORU – ManpowerGroup tarafından 11 yıldır küresel çapta hazırlanan Yetenek Açığı Raporu’nun 2016 sonuçları 43 ülkeden, 10′dan fazla sektörden 42.341 işverenle görüşülerek hazırlandı. Bu araştırmaya göre işverenlerin yüzde 40′ı, yetenek açığıyla karşı karşıya olduklarını ve doğru becerilere sahip personel bulmakta zorluk yaşadıklarını belirtiyorlar. Geçen yıl yüzde 52 olan Türkiye’deki yetenek açığı ise bu yıl yüzde 66′ya ulaşıyor. Küresel yetenek krizinde ilk sıraya yüzde 86 ile Japonya yerleşirken, ardından Tayvan (yüzde 73), Romanya (yüzde 72), Hong Kong (yüzde 68) ve Türkiye (yüzde 66) geliyor. En az yetenek açığı bulunan ülkeler Çin (yüzde 10), Norveç (yüzde 16), Hollanda (yüzde 17), Birleşik Krallık (yüzde 18), İrlanda (yüzde 20) ve İsviçre (yüzde 20) olarak sıralanıyor. İşçilik ve uzmanlık gerektiren “Zanaatkâr” gibi meslekler için boş pozisyonlar 2016 yılında da doldurulması en zor olmaya devam ediyor. Bu kategori beş yıldır üst üste küresel düzeyde işverenler tarafından birinci seçiliyor. Geçen yıl 9. sırada yer alan BT Personeli açığı hızlı bir sıçrayışla 2. sıraya yükseliyor. Geçen senenin 2.’si Satış Temsilcisi açığı ise 3. sıraya geriliyor. Dünyadaki işverenler aynı zamanda Mühendis, Teknisyen ve Şoför pozisyonları için de yetenek açığının giderek arttığını ifade ediyorlar. Türkiye’de 2016 için doldurulması en zor pozisyonlar Nitelikli İşçi, Zanaatkâr ve Teknisyen olarak belirtilirken, geçen yılın birincisi Zanaatkâr açığının yerine bu sene bir sıçrayış yapan Nitelikli İşçi açığı geliyor. Ayrıca Türk işverenler Üretim/Makine Operatörü, Mühendis ve Satış Temsilcisi pozisyonlarında da açık olduğunu belirtiyor. Dünya genelinde yetenek açığı ile karşı karşıya olduklarını belirten küresel işverenler, bu zorlukla karşılamaların en büyük 3 nedenini; aday olmaması (yüzde 24), adayların teknik yetenek eksiklikleri (yüzde 19) ve adayların deneyimsizliği (yüzde 19) olarak açıklıyor.Türkiye’de ise en büyük 3 neden adayların deneyimsizliği (yüzde 35), adayların teknik yetenek eksiklikleri (yüzde 20) ve adayların teklif edilenden daha yüksek ücret talep etmesi (yüzde 18) şeklinde.

 

OECD – EĞİTİM RAPORU – Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), “2016 Tek Bakışta Eğitim” adlı raporunu açıkladı. Rapora göre 2008-2013 yılları arasında Türkiye’nin ilk, orta ve lise öğretimine yaptığı harcamalar yüzde 63 oranında artarken, yüksek öğretime yıllık kamu harcamaları ikiye katlandı. Ancak harcamalardaki artışa rağmen Türkiye’de eğitim kurumlarına yapılan kamu harcamalarının GSYİH’ye oranı yüzde 4.6 ile, yüzde 4.8’lik OECD ortalamasının altında kaldı. Kamu harcamaları ele alındığında, eğitime bütçeden en fazla pay ayıran ülkelerin ise Norveç, Danimarka, Finlandiya, İzlanda gibi ülkeler olduğu görülüyor. Öte yandan rapora göre, eğitimde ve diğer alanlarda cinsiyet eşitsizliği devam ediyor. OECD geneline bakıldığında, kadınlar bilim ve mühendislik gibi bir takım alanlarda yetersiz, eğitim ve sağlık gibi alanlarda ise aşırı düzeyde temsil ediliyor. Türkiye özelinde ise kadınların mühendislik gibi alanlardaki üniversite eğitiminde OECD ortalamasının üzerinde, yüzde 27 oranında temsil edildiği görülüyor. Bu alandaki OECD ortalaması ise yüzde 25. Bilim, matematik ve bilişim alanlarındaki kadın mezun oranı ise yüzde 50 ile, yüzde 39 olan OECD ortalamasının üzerinde. Eğitim alanındaki bölümlerden mezun olan erkek öğrencilerin oranı yüzde 36 iken, sağlıkta ise bu oran yüzde 33. Her iki oran da OECD ortalamasının üzerinde seyrediyor. Raporda Türkiye’de kadın istihdamının erkeklere kıyasla daha düşük olduğu belirtilirken, kadınlarla erkekler arasındaki ücret eşitsizliğinin de sürdüğü ifade ediliyor. Kadınlarla erkekler arasındaki ücret eşitsizliği ortalaması OECD genelinde yüzde 8 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 18’e çıkıyor.

 

TUIK – KÜLTÜREL İSTİHDAM RAPORU- TUIK verilerine göre ülkemizde 2015 yılında 575 bin kişi kültürel istihdam kapsamında yer aldı. Kültürel istihdamın toplam istihdam içindeki payı %2,2 oldu. Kültürel istihdamda yer alan 499 bin kişi kültürel bir mesleğe sahipken, 179 bin kişi ise kültürel bir sektörde çalıştı. Kültürel istihdamda olanların %52,2’sini erkekler, %47,8’ini kadınlar oluşturdu. Yaş gruplarına göre bakıldığında, kültürel istihdamda olanların %59,7’si 30-54 yaş grubunda, %33’ü 15-29 yaş grubunda, %7,3’ü ise 55 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldı. Tamamlanan eğitim düzeyine göre incelendiğinde, kültürel istihdamda olanların %47’si lise altı eğitimli, %32,3’ü yükseköğretim mezunu ve %20,7’si lise ve dengi meslek okulu mezunuydu. Kültürel istihdamda olanların %76,2’si tam zamanlı çalışırken, %23,8’i yarı zamanlı çalıştı.  Kültürel istihdamda olanların isteki durumlarına bakıldığında, %64,2’si ücretli, maaşlı veya yevmiyeli çalışırken, %35,8’i işveren, kendi hesabına veya ücretsiz aile işçisi olarak çalıştı. Kültürel istihdamda haftalık ortalama normal çalışma süresi 40,9 saat oldu.

 

ULUSLARARASI ŞEFFAFLIK ÖRGÜTÜ – YOLSUZLUK BAROMETRESİ – Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2016 Küresel Yolsuzluk Barometresini* açıkladı. Avrupa ve Orta Asya’daki 42 ülkede gerçekleştirilen araştırma, dünya çapında yolsuzluğun çok ciddi boyutlarda olduğuna işaret etmektedir. Yolsuzluk en büyük üç sorundan biri olarak belirlenmiştir ve araştırmaya katılanlardan %53’ü hükümetlerin yolsuzlukla mücadelede başarılı olmadığını belirlemektedir. Dünyada yolsuzluğa en çok karışan gruplar, milletvekilleri ve kamu görevlileri olarak belirlenmiştir. Türkiye’deki bulgular da dünyadaki yolsuzluk portresiyle benzerlik göstermektedir. Sosyal hizmetlere erişimi sırasında, en temel sosyal hakların kullanımında yolsuzluğun önemli bir sorun ve engel olduğu görülmektedir. Araştırmaya göre, son 12 ayda kamu hizmet ve işlemleri sırasında yurttaşların %23’ü işsizlik güvencelerinden yararlanmak isterken, %20’si yargı süreçlerinde, %18’i devlet okullarında, %17’si diğer okullarda, %16’sı sosyal güvenlik sistemine dair haklarını kullanmak isterken, %12’si kamusal sağlık hizmetlerinde, %12’si iş ve işlemlerine ilişkin resmi belge talebi sırasında ve %11’i trafik polisleriyle ilişkilerinde rüşvet ve usulsüz ödeme yoluna başvurduğunu belirtmektedir. Yukarıda sayılan hizmetlerin en azından birine erişirken rüşvet verenler %18’lik bir dilimi oluşturmaktadır.

 

TÜRKİYE MÜTEAHHİTLER BİRLİĞİ  - KONUT SEKTÖRÜ RAPORU – Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), Türkiye genelinde yaşanan konut satış artışının geçici olduğunu ve yılın son aylarında düşüş olacağını öngördü. Birlik, reel faizlerin yönünü yukarı çevirmesi sonucu, konut gibi büyük tutarlı alımların erteleneceğini, konut piyasasına yönelik önlem paketine karşın, 2016 yıllık satış toplamının 2015′in altında kalabileceğini tahmin etti. TMB, üç aylık değerlendirme raporuna göre, konut satışları eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17.8 oranında arttı. Bu artışta, ağustos ayında açıklanan kampanyaların satın almalarının eylüle kayması ile geçen yılın baz etkisi ana neden oldu. 2016 Eylül sonunda 9 aylık konut satışları ise 935 bin 811 adet olarak kayda geçti. Geçen yıl aynı dönemde toplam satış ise 936 bin 615 adetti. 2015′in son çeyreğinde konut satışları güçlü seyretmişti. Müteahhitlik sektörünün ve ekonomik aktiviteye ana katkının ilk kez satılan konutlar, (yeni yapılıp satışa sunulan) olduğu belirtilen çalışmada, bu kapsamda 9 aylık veriler sonucunda iyi gelişmeler yaşadığı belirtildi. 2016 yılının ilk 9 ayında ilk elden satışların geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.8 arttığı belirtilen çalışmada, ikinci el satışların ise yılın ilk 9 ayı sonunda bir önceki yıla göre yüzde 2.4 düştüğü iade edildi.

 

TOBB – SURİYE’Lİ ÇALIŞANLAR RAPORU – Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre, 2011′de 11 milyon lira sermayeyle 81 şirket kuran Suriyeliler, aradan geçen 5,5 yılda, toplam 4 bin 963 şirket kurarken yaptıkları yatırım da 700 milyon lirayı aştı. TOBB verilerine göre; Suriyeliler 2011′de yalnızca 81 şirket kurarken 2012′de 166, 2013′te 489, 2014′te bin 257, 2015′te bin 599, 2016′nın ilk 9 ayında ise bin 371 şirket kurdu. Suriyelilerin bu süredeki toplam yatırım miktarı da 700 milyon lirayı aştı. Kurulan şirketlerin çok büyük bir kısmının limited şirketi olduğu görüldü. Suriyeli patronların, İstanbul, Gaziantep, Mersin, Hatay ve Bursa gibi sanayi ve ticaretin nabzının attığı büyük şehirleri daha fazla tercih ettiği görüldü. İnşaat ve emlakçılık, lokantacılık, otomotiv servis hizmetleri, toptan ve perakende ticaret Suriyelilerin en çok ilgi gösterdiği iş kolları arasında. Kurulan şirket sayılarında Almanya, Irak, Azerbaycan ve İran, Suriye’yi oldukça gerilerden takip etti.

 

DOĞAL VARLIKLARI KORUMA KONSEYİ  - İKLİM  DEĞİŞİKLİĞİ  RAPORU- Doğal Varlıkları Koruma Konseyi’nin yeni yayınladığı rapor, dünyanın en büyük ekonomilerinin, iklim değişikliğiyle ilgili verdikleri taahhütlerle büyük bir çelişkiye düşerek, yurtdışında kömürlü termik santrallere, kömür madenciliğine ve altyapısına milyarlarca dolar yatırdığını ortaya koyuyor. Bu, tüm dünyanın önümüzdeki on yıllar boyunca, iklim değişikliğinin daha tehlikeli boyuta geleceği bir karbon kapanına kısılması anlamına geliyor. “Karbon Kapanı: Uluslararası Kömür Finansmanı, Paris Anlaşması’nın ve Temiz Enerji’nin Önünü Tıkıyor” adlı rapora göre, geçtiğimiz dokuz yılda, başta Çin, Japonya, Almanya, Güney Kore ve ABD olmak üzere G20 ülkeleri, Vietnam, Güney Afrika, Avustralya ve Endonezya gibi ülkelerde kömürün gelişimi için 76 milyar dolar yatırım yaptı. Raporun sonuçlarının temel olarak anlamı şu: Dünyanın en büyük kirleticileri bir yandan Paris Anlaşması’nı onaylayıp iklim değişikliğiyle mücadele için kendi ülke sınırları içinde karbon salınımını azaltma taahhütleri verirken, diğer yandan başka ülkelerde kömürün gelişimini destekleyerek karbon kirliliğinin önünü açıyor. Karbon Kapanı Raporu’nun temel bulguları: 2007 ve 2015 yılları arasında G20 ülkeleri, uluslararası kömür projelerine 76 milyar dolar finansman sağladı: Çin 25 milyar dolar, Japonya 21 milyar dolar, Almanya 9 milyar dolar, Güney Kore 7 milyar dolar. G20 ülkeleri 24 milyar dolar değerinde yeni kömürlü termik santral projesine daha yatırım yapmayı planlıyor : Japonya 10 milyar dolar, Çin 8 milyar dolar, Güney Kore 2 milyar dolar yeni finansman planlıyor.

 

KASPERSKY LAB –55 YAŞ ÜSTÜ İNTERNET ALIŞKANLIKLARI RAPORU – Kaspersky Lab ve B2B International’ın en son araştırması 55 yaş üstü insanların internet alışkanlıkları ile ilgili endişeleri ortaya koydu. “Daha yaşlı ve daha tecrübeli? 55 üstü insanların internetteki güvenliklerine genel bir bakış” adlı araştırmanın sonuçları, bu yaş grubundaki kişilerin internette güvenli olmayan şekillerde var olduklarını ve genelde dolandırıcılık kurbanı olduklarını gösteriyor. Bu yaş grubunun bilgisayarlarına güvenlik yazılımları yüklemelerinin daha muhtemel olmasına rağmen, aynısını mobil cihazlarda daha az yapmaya meyilliler ve internette güvenli kalabilmek için alışkanlıklarını daha az değiştiriyorlar. 55 yaş üstü kişilerin %94’ü düzenli olarak e-posta kullanıyor yani interneti başkalarıyla iletişime geçmek için kullanıyorlar. 55 yaş üstü kişilerin %90’ından fazlası internette bankacılık işlemleri gerçekleştiriyor. Tüm yaş grupları incelendiğinde bu oran ortalama %84. Yine de tüm bunlara ragmen 55 yaş üstü kişilerin yalnızca yarısı (%49) internette alışveriş yaparken güvenliklerini önemsiyor ve çoğunluğu (%86) sibersuçlular için hedef olduklarını düşünmüyor.

 

YENİ NESİL HAVALİMANLARI – Uzmanlara göre bir yıl önceki rakamlara göre küresel havalimanı yatırımlarının toplam değeri 543 milyar dolar. Bölgelere göre en fazla havalimanı yatırımı Asya-Pasifik’te. Kıtada toplam havalimanı yatırımı, 200 milyar dolara yaklaşmış durumda. İkinci sıradaki Avrupa’da havalimanı yatırımı 100 milyar doların biraz üzerinde. 505 bin metrekarelik terminal alanı bulunan ve Qatar Havayolları’nın ana merkezi olan Doha Hamad havalimanının öne çıkan özellikleri, aktarmaların çok hızlı yapılabilecek şekilde kurgulanmış olması ve yolcu konforunun da en yüksek seviyede tutulması. Bu sene bir kez daha Skytrax’tan “En İyi Havalimanı” ödülünü alan Singapur Changi Havalimanı, büyümeye devam ettiği son 16 yılda 7. kez en iyi seçildi. Changi’nin 1.3 milyar dolarlık 4. terminali 2017’nin sonunda hizmete girecek. Konsepti ise “hızlı ve sorunsuz seyahat”. Yolcular self servis check-in, bagaj etiketleme, otomatik bagaj bırakma gibi birçok hizmeti kendileri yapabilecek. Birleşik Arap Emirlikleri’nin gözdesi Dubai’de 20 yıllık projeksiyonla bir mega havalimanı inşa ediliyor. İlk fazı 2010’da açılan Al Maktoum Havalimanı’nın 5 etapta toplam 32 milyar dolara tamamlanması, böylelikle de dünyanın en büyük havacılık merkezlerinden biri olması planlanıyor. Pekin’de aşırı artan yolcu trafiğinin altından kalkabilmek için şehrin yaklaşık 50 kilometre dışına konumlanan Daxing Havalimanı, 696 bin metrekarelik alanıyla dünyanın en büyük terminal alanına sahip olacak.  Güney Kore Seul-Incheon Havalimanı bitişiğine 9 katlı hastane yapılacak.

 

MOMONDO – TÜRKİYE’NİN TATİL ALIŞVERİŞ HARİTASI – Seyahat sitesi momondo’nun  araştırmasında tatil alışverişinde Türkiye’nin haritası çıkarıldı. Listenin ilk sırasında yüzde 66’yla hediyelik eşyalar yer alıyor. Bu seçeneği en çok tercih edenler 56-65 yaş grubundaki gezginlerken, coğrafi anlamda en çok Akdenizliler ve Marmara Bölgesi’nde yaşayanlar ilk sıralarda yer alıyor. İkinci sırada ise moda tutkumuzu yansıtan ürünler var; seyahat sırasında yüzde 47’miz giysi ya da ayakkabı alışverişi yapmayı tercih ediyor. Giyimine en çok özen gösterenler, 18-22 yaş grubundakilerken, yaş ilerledikçe oranlar düşüyor. Giyim kuşam alışverişine kadınların ilgisi ise yüzde 51 oranında, yani erkeklerden daha fazla. Mücevher, takı ve aksesuarlar ise yüzde 40’la üçüncü sırada bulunuyor. Bu oranla, Türkiye dünyada en çok takı ve aksesuar almayı seçen ülke konumunda. Benzer şekilde bu ürünleri de en çok 18-22 yaş grubundaki gezginler satın alıyor. Bu ürünleri kadınların yüzde 50’si tercih ederken, erkeklerde oran yüzde 30’a düşüyor. Coğrafi bölgeler açısından bakıldığındaysa takı alışverişini en çok İç Anadolu’luların yaptığı görülüyor. Listenin 4’üncü sırasında, yüzde 34 ile parfümler ile kozmetik ve cilt bakım ürünleri yer alıyor. Yalnızca kadınlar incelendiğinde oran yüzde 40’a kadar çıkıyor. Kozmetik alışverişini en çok tercih edenlerse Egeliler. Diğer yandan dünyada Brezilya ve Çin’in ardından seyahatte kozmetik ürün alışverişini en çok yapan üçüncü ülke konumundayız. Katılımcıların yüzde 27’si gittiği yerlerden eve çeşitli gıda maddeleri getirdiğini söylüyor. Gıda maddelerine en düşkün gezginler ise 36-55 yaş grubundakiler. Coğrafi anlamda ise İç Anadolu’lular ve Marmaralılar en çok gıda alışverişi yapıyor. Türklerin yüzde 26’sı ise “Seyahate çıktığımda elektronik cihaz almadan dönmem,” derken, bu ürünleri en çok satın alanların 23-35 yaş grubu olduğu görülüyor. Tercihini minikleri sevindirecek oyuncaklardan yana kullananların oranı yüzde 19 civarında. Başka bir deyişle dünyada oyuncak alışverişini en çok yapan ülkeyiz. 36-55 ve 56-65 yaş grubundaki gezginler söz konusu olduğunda, oyuncak satın alma oranı yüzde 25’e kadar çıkıyor. Benzer şekilde erkekler, kadınlardan daha fazla oyuncak alıyor.

 

MEDITOUR – ÜÇÜNCÜ YAŞ TURİZMİ  - 7. Akdeniz Turizm Forumu MEDITOUR 2016’da turizm sektöründe giderek önemi artan Üçüncü Yaş Turizmi tartışıldı. Uzmanlara göre 2050’de dünya nüfusunun 10 milyara ulaşması bekleniyor ve paralelinde 5 insandan biri yaşlı olacak. Şu anda en yaşlı kıta Avrupa. Afrika için ise bir veri yok çünkü yaşlanamadan yaşamlarını kaybediyorlar. Kadınlar ise daha uzun yaşamakta. Bu da hedef kitlesinin belirlenmesi açısından önemli. Dünyada en yaşlı ülkeler Monako, Japonya ve Almanya. Türkiye’de ise 79 milyon nüfusun yüzde 8.2’si yaşlı. 75 yaş üzerinde sağlık sorunları daha çok çıkıyor ancak bu kişilerin de turizm ihtiyacı göz ardı edilmemeli. Üçüncü yaş turizminde gastronomi, halkın davranışı çok önemli. Sağlık turizmi kapsamında sunulan sağlık hizmetleri önemli. Yaşlılar daha çok otantik seyahatleri tercih ediyorlar. Ancak macera turizmini tercih oranları da gün geçtikçe artıyor. Fizikleri değişse de ruhları değişmiyor. Bu yaştaki insanlar artık hayatları hakkında düşünmeye başlıyorlar: Biz kimiz? Önemli olan nedir? Zamanı nasıl geçirmeliyiz? sorularına yanıt bulmaya çalışıyorlar. Öte yandan kurvaziyer gemilerle yolculuk yapan kişilerin yaş ortalaması da yüksek. Bu insanlar iyi hava şartları, güvenlik, tarih, kültür, sağlık ve sigorta arıyorlar.

 

Derleyen: Memet Özkan - www.danismend.com

Not:  Bu rapor www.danismend.com tarafından güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık (en son altı aylık) kaynaklardan elde edilen bilgiler kullanılmak suretiyle, sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hiçbir şekilde tavsiye veya danışmanlık hizmeti sağlanması olarak yorumlanmamalıdır. Www.danismend.com bu raporda yer alan bilgilerin doğru ve tam olması konusunda herhangi bir şekilde garanti vermemektedir. Www.danismend.com bu raporda yer alan bilgilerde herhangi bir bildirimde bulunmaksızın değişiklik yapma hakkına sahiptir. Bu rapor ve içindeki bilgilerin kullanılması nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak oluşacak zararlardan www.danismend.com hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Bu konularda detay bilgi  isteyen okuyucuların ayrıca bizimle temasa geçmelerini rica ederiz.

 

Scroll To Top