Son Haberler
Anasayfa / Anasayfalar / RAPORLAR / İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR – CORONA ÖNCESİ ÖNGÖRÜLER ? SAYI 34

İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR – CORONA ÖNCESİ ÖNGÖRÜLER ? SAYI 34

Günümüzün iş dünyası, bugüne kadar hiç olmadığı ölçüde geleceğini öngörmeye ihtiyaç duymaktadır. Gelecekteki riskleri bugünden öngöremeyenlerin aldıkları yaralar  öldürücü olabilmekte, fırsatları öngörebilmek ise eskisine göre daha da zorlaşmaktadır. Hangi sektörde, hangi mesleklerde, hangi bölgelerde, hangi ekonomilerde neler oluyor, yakın gelecekte nelerin olması bekleniyor, nelere hazırlanmalıyız, nelere dikkat etmeliyiz? “İş dünyasını Neler Bekliyor ?” başlıklı raporumuzda, bu sorulara yanıtlar arıyoruz.

İş adamlarının, yöneticilerin, girişimcilerin ve çalışanların okuması gerektiğine inandığımız bu periyodik raporu yerel ve küresel gelişmeleri dikkatle izleyerek, çok sayıdaki güncel ekonomik basın ve yayını detaylı bir şekilde tarayarak, yeni yayınlanan kurumsal araştırma ve danışmanlık yayınlarını inceleyerek  oluşturuyoruz.

“İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR ?” başlıklı raporumuzun yanısıra periyodik olarak yayınladığımız “EKONOMİK GÖRÜNÜM”, “PROJE HİBE DESTEKLERİ” ve “YÖNETİCİ BÜLTENİ” başlıklı raporlarımızı da incelemenizi öneriyoruz.

Araştırma raporlarımızdan, proje hibe desteklerinden, mevzuat duyurularından, eğitim duyurularımızdan ve kurumsal haberlerimizden haberdar olmak isteyen okurlarımızın ozkandanismanlik@gmail.com  adresine boş bir e-posta göndermeleri yeterlidir.

Çalışmalarınızda destek olması dileğiyle bilgilerinize sunarız.

 

İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR – CORONA ÖNCESİ ÖNGÖRÜLER ? SAYI 34 (NİSAN 2020)

ÖNEMLİ NOT: 2007 yılından bu yana periyodik olarak yayınladığımız “İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR?” adlı raporumuzun bu sayısını, son 6 aylık piyasa rapor ve analizlerinde yayınlanan  öngörüleri derleyerek oluştururken, özellikle Corona Covid-19’un ciddi bir şekilde etkileme/değiştirme ihtimali olan kısa ve orta vadeli genel ekonomik öngörülerden ziyade, orta ve uzun vadeli sektörel stratejik öngörüleri dikkate almaya çalıştık. Corona Covid-19’un dünya üzerindeki (henüz netleşmeyen) kısa ve orta vadeli marjinal etkileri sona erdikten sonra, bir çok sektörün orta ve uzun vadeli stratejik hedeflerine, daha önce öngördükleri şekilde devam edeceğini varsayarak, raporumuzda Corona Covid-19 öncesinde yayınlanan öngörülere yer verdik.

İÇİNDEKİLER

CEO’ların ajandasında hangi riskler yer alıyor ?

Otomasyon ve dijitalleşme 2030 yılında işimizi nasıl etkileyecek ?

ABD ve Çin, küresel devler yaratıyor

Büyüme şampiyonları hangi ülkeler olacak ?

Kayıt dışı ekonomide son durum

Tüketici elektroniğinde yeni trendler

Karayolları aydınlatmasında büyük pazar

Operasyonel araç kiralama sektörü nereye gidiyor ?

Avrupa otomotiv sektöründe emisyon cezaları

Otomotiv sektörü küresel ekonomiyi nasıl etkiliyor ?

Şarj istasyonları yeni bir sektör oluşturacak mı?

Deniz üstü rüzgar enerjisinde trendler

Lojistik sektöründe beklentiler

Temassız kart kullanımı artıyor

Coğrafi işaret pazarındaki fırsatlar

KOBI’lerde risk algısı

Türkiye Sağlık trendleri

Ortadoğu ülkelerinde E-ticaret trendleri

Büyük veri yatırımları pazarı

Internetten işlenen suçların profili

Siber saldırıların küresel ekonomiye maliyeti

Siber sigorta pazarı

Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi

Türkiye’de Yönetim Kurullarında Kadın

Küresel Cinsiyet Uçurumu

Kadın girişimcilerin profili

Dünyanın en güçlü pasaportları

Türkiye’nin Yurt Dışı Yatırım Endeksi

İhracatını en fazla artıran sektörler

Girişimler hizmet sektöründe yoğunlaşıyor

Toplam tüketim harcamalarının çoğunluğunu hangi kalemler oluşturuyor ?

Yaşam Memnuniyeti Araştırması

İş Yapma Kolaylığı Endeksi

İnsani Gelişme Endeksi

 

CEO’ların ajandasında hangi riskler yer alıyor ?

KPMG Türkiye’nin 2019 CEO Araştırmasına göre geçen yıl %44 olan değişime öncülük ettiğini belirten Türk CEO’ların oranı, bu yıl %92’ye yükseldi. CEO’lar, yönettikleri şirketin ayakta kalması için ‘çeviklik’ yeteneğine sahip olması gerektiğini söylüyor. CEO’ların ajandasındaki risk sıralamasında ilk beş değişmiyor ama hepsi sürekli yer değiştiriyor. Küresel araştırmada iklim değişikliği geçen yıl risk gündeminin dördüncü sırasındayken bu yıl ilk sıraya yükseldi. İkinci sırada yıkıcı teknolojiler, üçüncü sırada ekonomik milliyetçilik geliyor. Türkiye’de geçen yıl beşinci sırada olan operasyonel riskler bu yıl liste başında. İkinciliği üç risk paylaşıyor; ‘yıkıcı teknoloji’, ‘siber güvenlik riski’ ve geçen yıl terminolojiye giren ‘ülkesellik’. Ülkeselliğin risk sıralamasında üstte kalmasının sebebi, artan korumacılığın yarattığı öngörülmezlik. Çevre ve iklim değişikliği ise Türk CEO’ların listesinde son sırada.

 

Otomasyon ve dijitalleşme 2030 yılında işimizi nasıl etkileyecek ?

McKinsey Türkiye’nin açıkladığı ‘İşimizin Geleceği’ başlıklı raporu, 2030 yılında otomasyon ve dijitalleşmeyle 3.1 milyon iş artışı potansiyeli olduğunu ortaya koydu. McKinsey raporunda Türkiye’deki iş gücü ihtiyacındaki değişimi, ortalama %20-25 otomasyon seviyesi projeksiyonu ile hesaplandı. Rapor 2030’a kadar 7.6 milyon istihdamın kaybolacağını, 8.9 milyon iş imkanı kazanılacağını gösteriyor. Rapora göre 800 meslekten %2’si otomasyon sonucu tamamen ortadan kalkacak. En fazla istihdam artışı 1 milyon 250 bin ile perakende olurken, yüzdesel olarak en fazla artış %39 ile sağlık sektöründe yaşanacak.

 

ABD ve Çin, küresel devler yaratıyor

McKinsey & Company raporuna göre Çin ve ABD yeni küresel devler yaratmada ustalaşırken, Avrupa devler liginde kan kaybediyor. Piyasa değeri açısından ilk 100 şirkete ilişkin 2018’de yapılan analize göre, son 30 yılda Çin 18, ABD 13 dev şirket yaratırken Avrupa’nın bu listeye tek bir katkısı olmadı. Avrupa’daki yönetişim ve piyasalar bölünmüş bir yapıya sahip. Avrupa Birliği pazarı 500 milyon tüketiciyle 300 milyonluk ABD’den büyük olsa da, ortak pazar yaratma çabalarına karşın Çin ve ABD’den daha az homojen bir yapıya sahip. Dilsel ve kültürel çeşitlilik Avrupa için temel bir güç olmakla birlikte hızlı büyümenin önünde bir engel yaratıyor. Ticaret ve işgücü piyasaları entegre olmakla birlikte işletmeler hala farklı kurumsal ve bireysel vergi rejimleriyle yüz yüze kalıyor.

 

Büyüme şampiyonları hangi ülkeler olacak ?

The Economist Intelligence Unit (EIU) tarafından 34’üncüsü hazırlanan ‘The World in 2020’ analizine göre küresel ekonomi önümüzdeki on yılda geçen on yıldakinin yarısı kadar büyüyebilecek. Büyümenin şampiyonları Guyana istisnası dışında Afrika ve Asya’dan olacak. Nüfusu yaşlanan Japonya, İtalya ve Portekiz gibi ekonomilerde büyüme sıfıra yakın beklenirken Çin, Rusya ve Tayland gibi ekonomilerde de nüfusun yaşlanması sağlık hizmetleri ve bakım ihtiyaçlarını artıracak. ExxonMobil’in petrol bulduğu Güney Amerika ülkesi Guyana ise %35’lik büyüme ile 2020’nin büyüme şampiyonu olacak. Sekiz yıldır devam eden iç savaş sonrası yeniden inşa dönemine girecek Suriye de %8.9’luk bir büyüme ile 2020’nin hızlı büyüyenlerinden olacak. 2004’ten bu yana güçlü büyüyen Bangladeş %7.7’lik büyüme ile GSYH’sini 15 yılda üç katına çıkartmış olacak. Nepal ve Fildişi Sahili büyüme furyasına daha geç katılan ekonomiler fakat 2020’de bu iki ülke de sırasıyla %6.9 ve %6.8’lik büyüme ile güçlü seyrini sürdürecek.

 

Kayıt dışı ekonomide son durum

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nun, kayıt dışı ekonomiye ilişkin yayınladığı raporda, gelişmekte olan ekonomilerde istihdamın %70’inin kayıt dışı olduğu belirtildi. Tarımda bu oranın %30’a ve tarım dışında %17’ye geldiği belirtiliyor. İstihdam edilen nüfusun %61’inin kayıt dışılıktan etkilendiği belirtilen rapora göre dünya çapında şirketlerin %81’i kayıt dışı. Gelişmekte olan ekonomilerde istihdamın %70 olan kayıt dışılık oranı, gelişmiş ülkelerde bile %18. Kayıt dışı istihdam görülen ülkelerin %55’inde kayıt dışı çalışan kadın sayısının daha yüksek olduğu açıklandı. 15 yaşın altındaki çocukların ve 60 yaşının üzerindeki kişilerin %60’ı gelişmekte olan ülkelerde kayıt dışı hane halklarında yaşıyor. Eğitimsiz işçilerin %94’ü, lise mezunu işçilerin %52’si ve yüksek öğrenim gören işçilerin %24’ü kayıt dışı çalıştırılıyor.

 

Tüketici elektroniğinde yeni trendler

Tüketici elektroniği fuarı IFA 2019’da yapay zekâ, sesli komut ve 5G’li ev aletleri sahnede yerini korurken, özellikle sağlık yaşamı desteyen ve çevre dostu teknolojiler dikkat çekti. Fuarda Çin, Güney Kore ve Japon şirketlerin ağırlığı görülürken, Türk üreticiler sağlık ürünleri pazarında yiyecekleri doğru pişirme ve tazeliği koruma teknolojilerine odaklanacaklarını söylediler. Örneğin; daha önce geliştirilen buzdolaplarındaki mavi ışık yalnızca c vitaminini korumaya yönelik iken, gün boyu güneş ışığını ölçerek geliştirilen yeni ürünler mavi, yeşil, sarı ışıklarıyla A ve C vitaminlerinin daha uzun süre korunmasına yardımcı olacak. Bir evde sebze yıkanırken yılda ortalama 18 ton su harcanmasından yola çıkan bulaşık makinesi üreticileri ise, tüketicilerin özellikle ıspanak, pazı, yeşillikler gibi topraklı gıdaları akan musluk altında yıkamasının önüne geçerek tasarruf sağlamalarına yardımcı olacaklar.

 

Karayolları aydınlatmasında büyük pazar

Türkiye’de karayollarını aydınlatan 6.5 milyon lambanın Led dönüşümü için yerli yabancı birçok firma hazırlanıyor. Birkaç milyar doları bulan dönüşüm için Koreli, Japon ve Çinli gibi pek çok Uzakdoğulu şirketin yanı sıra AB’li global üreticiler de gözlerini birkaç yıldan bu yana bu alana kaydırdı. Yabancıların yanı sıra bu dev değişim Türkiye’deki holdinglerin de ilgisini çekiyor. Teknik şartnamelerin hazır olduğu alanda dönüşüm startının ise 2021 yılında verilmesi bekleniyor.

 

Operasyonel araç kiralama sektörü nereye gidiyor ?

Tüm Oto Kiralama Kuruluşları Derneği (TOKKDER) “TOKKDER Operasyonel Kiralama Sektör Raporu”na göre sektörün araç parkının 2023 yılında 400 bin adede ulaşacağı düşünülüyor. Rapora göre sektörün araç parkının %49.4’u kompakt sınıf araçlardan oluşurken, küçük sınıf araçlar %28.7, üst orta sınıf araçlar ise %13.8 pay aldı. Sektörün araç parkının %93.5’unu dizel araçların oluştururken, otomatik vitesli araçların payı ise %55.4 olarak gerçekleşti. 2018 yılında yaklaşık 5.3 milyar TL vergi ödeyen operasyonel kiralama sektörü, 2019 yılının ilk 6 aylık döneminde yaklaşık 1 milyar 63 milyon TL vergi ödedi.

 

Avrupa otomotiv sektöründe emisyon cezaları

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Avrupalı araç üreticilerinin elektrikli araç üretimine geçişte zorluklarla karşı karşıya kalacaklarını ve elektrikli araçların kısa vadede bu üreticilerin karlılıkları üzerinde baskı yaratacağını bildirdi. Fitch, 2018-2021 arasında ilerleme sağlanmaması halinde Avrupa otomotiv sektörünün emisyon nedeniyle teorik olarak 30 milyar euronun üzerinde para cezası ile karşı karşıya kalabileceğini vurguladı.

 

Otomotiv sektörü küresel ekonomiyi nasıl etkiliyor ?

Fitch Ratings küresel yavaşlamanın en büyük ‘suçlusunun’ otomotiv sektörü olduğuna dikkat çekiyor. Fitch yayınladığı bir raporda sektördeki küçülmenin diğer sektörlere de etkisiyle küresel GSYH’yi % 0.2 aşağı çektiğini vurguladı. Otomobil üreticileri özellikle Çin’de ve dünyanın neredeyse her bölgesinde elektrikli araçlara geçişin getirdiği yatırım ihtiyacı ve satışların on yıldır ilk kez düşüşe geçmesiyle ciddi şekilde zorlanıyor. Beklentiler şu şekilde: Elektrikli araç piyasasında hızı Çin belirleyecek. Çin’de hükümet elektrikli araç desteklerini kademeli olarak sonlandıracak fakat otomobil üreticilerinin satışlarının % 12’sini elektrikli araçtan elde etmesini sağlayacak. Küresel elektrikli satışları 2020’de 2.8 milyona yaklaşacak. Otonom araçlarda ilerleme kaydedilecek, taksiler ve ticari filolarda başlayacak.

 

Şarj istasyonları yeni bir sektör oluşturacak mı?

Enerji sektörü uzmanlarına göre Türkiye’de gelecek üç yıl içinde 200 bin elektrikli aracın satılmasını öngörülüyor. Bu ölçekte ilave bir şarj talebinin karşılanabilmesi için 10 yılda 3 milyar dolar yatırım yapılması gerekiyor. Bunun 2 milyar dolarlık kısmı dağıtım şirketlerine düşüyor. Yaklaşık 1 milyar dolarlık kısmını ise şarj istasyonlarına yatırım yapan şirketler koyacak. Şarj istasyonlarının bakım ve yönetimi yeni bir sektör oluşturacak.

 

Deniz üstü rüzgar enerjisinde trendler

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2019-2040 dönemi deniz üstü rüzgar enerjisi sektörüne ilişkin kapasite tahminlerini içeren “Offshore Rüzgar Enerjisi Görünümü 2019″ raporuna göre, 2018 sonunda dünyada 23 gigavat kurulu güce sahip deniz üstü rüzgar enerjisi sektörü, sistemlerin karbonsuzlaşmasında ve hava kirliliğinin azalmasında önemi artan bir teknoloji haline gelecek. Dünyada deniz üstü rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2040′ta 560 gigavat seviyesine ulaşması öngörülüyor. Bu dönemde deniz üstü rüzgar enerjisi santrallerine yapılan küresel yatırımlar 1 trilyon doları bulacak. Avrupa büyümenin merkezi olacak. İlave kapasitenin % 60′ı Avrupa ve Çin’den gelecek.

 

Lojistik sektöründe beklentiler

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) ve Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi işbirliğinde hazırlanan Lojistik Eğilimler ve Beklentiler Araştırması (Haziran-Aralık 2019) sonuçlarına göre; katılımcıların % 68.89’luk büyük çoğunluğu, sektörde büyüme konusunda önemli bir değişim beklemiyor. % 8.89’u büyüme beklerken, % 22.22’si küçülme bekliyor, % 64.4’ü yabancı sermaye yatırımlarının aynı seviyede kalacağı görüşünde. Firmaların % 57.78’i ilk altı aylık dönemde sektörde yatırım planlarken % 42.22’si yatırım planlanlamıyor. Yatırım planlaması içinde olan işletmelerin de % 73.08’lik oranla “teknoloji” alanında yatırım yapacağı belirlendi. Öte yandan İşletmelerin % 68.89’u önümüzdeki altı ayda yeni istihdam planlıyor.

 

Temassız kart kullanımı artıyor

Bankalararası Kart Merkezince (BKM), 2019 ağustos sonu itibarıyla Türkiye’de kullanılan kart adedinin geçen yılın aynı dönemine kıyasla % 11 arttığı, her 10 kartlı ödemeden birinin de temassız yapıldığı bildirildi. Türkiye’de 2019 ağustos sonu itibarıyla 30,9 milyon temassız banka kartı, 34,8 milyon da temassız kredi kartı bulunuyor. Bu da cüzdanlarda yer alan her 2 kredi kartından birinin temassız özellik taşıdığını ortaya koyuyor. En çok temassız işlem yapılan iş yerleri ise sırasıyla market, yemek, ulaşım ve akaryakıt sektörlerinde yer alıyor.

 

Coğrafi işaret pazarındaki fırsatlar

Coğrafi işaret pazarının büyüklüğünün 200 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Dünyada 10 bini aşkın coğrafi işaret alınan ürün var, bunların %10’u gelişmekte olan ülkelerde. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne yaptığı 19 başvurudan 3′ü kabul edildi; Antep Baklavası, Aydın İnciri ve Malatya Kayısısı coğrafi işaret tescil belgesi aldı. Aydın Kestanesi, Afyon Sucuğu, İnegöl Köfte, Bayramiç Beyazı, Taşköprü Sarımsağı, Hatay Künefesi, Kayseri Mantısı, Milas Zeytinyağı, Antep Fıstığı ve Giresun Tombul Fındığı, Avrupa Komisyonu’na başvurusu yapılmış ve tescil alması beklenen diğer ürünler arasında yer alıyor. Türkiye Patent Enstitüsü’nün çalışmalarına göre, Türkiye’de coğrafi işaret alabilir 2 bin 500 civarında ürün var. Bugüne kadar tescil edilen ürün sayısı 440 ve başvurusu yapılmış tescil bekleyen ürün sayısı ise 429. Tescil alan bu ürünlerin % 75’inden fazlası tarım ve gıda ürünü.

 

KOBI’lerde risk algısı

UPS Vakfı tarafından desteklenen ve Marmara Depremi’nin 20’nci yılı nedeniyle gerçekleştirilen “KOBİ’lerde Afet Direnci Araştırması” sonuçlarına göre İstanbul’daki küçük ve orta ölçekli işletmelerin % 83’ünün depremi risk olarak görmediği, % 51’inin herhangi bir yıkıcı afete karşı hazır olmadığı, sadece % 24’ünün bir Acil Eylem Planı oluşturduğu ortaya çıktı. KOBİ’lerin % 97’si bugüne kadar sel, deprem veya yangın türünde bir afete uğramadığını, araştırmanın fay hattı olduğu bilinen illerde yapılmasına karşılık sadece % 9’u fay hattının bilincinde olduğunu belirtti. İstanbul’da 2019 Ocak-Haziran döneminde 86 fabrika ve 3 bin 619 konut ve fabrika dışı diğer bina yangınları olmasına karşılık, firmaların sadece % 11’i “yangın riski taşıdığını”,  % 46’sı acil durum ve afete yönelik bir eğitim aldığını, herhangi bir eğitim almayan firmaların % 71’i doğal afet ya da acil duruma “hazırlıklı” olduğunu, % 59’u ise hiç tatbikat yapmadığını beyan etti.

 

Türkiye Sağlık Trendleri

Philips Türkiye, IPSOS iş birliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması”nın sonuçlarına göre araştırmaya katılanların % 89’u sağlık durumundan memnun olduğunu söylerken, araştırmaya katılan fikir önderleri, kamuoyunun yansıttığının aksine aslında sağlıklı bir toplum olmadığımız görüşünü savunuyor. Katılanların % 63’ü hiç spor yapmazken, % 59’u kendini bakımsız gördüğünde ‘sağlıksız’ hissediyor. Araştırmaya göre fikir önderleri obezitenin arttığını belirtirken, % 83’ü çoğu mevcut kilosundan memnun. Katılanların % 65’i sağlıklı kalabilmek için yediğine, içtiğine ve kullandığı ürünlere dikkat ettiğini belirtti. Araştırmanın dikkat çekici sonucu ise, halkın diş kontrolüne diğer sağlık kontrollerinden daha az önem verdiğini belirtmesi oldu.

 

Ortadoğu ülkelerinde E-ticaret trendleri

Teknoloji araştırma şirketi Gartner’a göre, Ortadoğu’daki işletmelerin sadece %15′i online bir varlığa sahipken, bölgedeki online alışverişlerin neredeyse %90′ı yurtdışından yapılıyor. Bölgesel online ödeme platformu PayFort’un raporuna göre Ortadoğu e-ticaret pazarının 2020 yılına kadar 69 milyar doları aşması bekleniyor. Rapora göre, Birleşik Arap Emirlikleri’nin 27 milyar dolarlık ve Suudi Arabistan Krallığı’nın 22 milyar dolarlık e-ticaret pazarı, 2020 itibarıyla bölgeyi domine eden en büyük iki pazar olacak. 31 milyon kullanıcı sayısıyla Mısır başı çekerken, Katar 2,1 milyon kullanıcı sayısıyla en az popülasyona sahip gözüküyor.

 

Büyük veri yatırımları pazarı

Pazar araştırma şirketi International Data Corporation’ın (IDC) açıkladığı son tahminlere göre, Türkiye’de büyük veri ve analitik yatırımlarında 2023’e kadar pazarın yıllık %16 büyüyerek, 520 milyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’deki kurumların %55’i şirket içi büyük veri işleme konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’deki her 10 kurumdan 8’i ‘makine öğrenmesi’ni, kurumu için anlamlı ve değerli görürken, her iki şirketten biri, geçmiş verileri analiz etmek için çok sayıda veri kaynağını bir araya getirmekte zorlandığını belirtiyor. Türkiye’deki kurumların %98’i önümüzdeki iki yılda, büyük veri işleme ve yönetme çözümlerine ayrılan bütçenin artmasını bekliyor. Araştırmaya katılan kurumların %15’i ise, yine bu bütçenin önümüzdeki iki yıl içinde %100’ün üzerinde artacağını tahmin ediyor.

 

Internetten işlenen suçların profili

Avrupa Birliği Polis Teşkilatı’nca (Europol) hazırlanan “2019 İnternetten İşlenen Suçların Değerlendirmesi Raporu (IOCTA)” raporuna göre, siber suçların ekonomiye verdiği zararda artış yaşanırken, suçlular daha yüksek profilli hedeflere saldırı düzenliyor. Siber suçların büyük çoğunluğunun teknolojik gelişmelerden değil, mevcut sistemdeki açıklardan kaynaklandığı belirtiliyor. En yaygın görülen siber suçun, kullanıcılara ait şifre ve bilgilerin ele geçirilip değiştirildikten sonra fidye karşılığında kullanıcılara geri verilmesi olduğu aktarılan raporda, yetkili makamların kripto paralar ve yeni tehditlere karşı hazırlıklı olması gerektiği belirtildi.

 

Siber saldırıların küresel ekonomiye maliyeti

Bromium ve McGuire tarafından hazırlanan rapora göre sadece 2018’de siber saldırıların küresel ekonomiye maliyeti 1.5 trilyon dolar oldu. Rapora göre siber suçların en büyük bölümü 860 milyar dolarla yasadışı online pazarlarda meydana geldi. 500 milyar dolarla ticari sırların hırsızlığı ikinci sırada geliyor. Saldırganlar 160 milyar dolar da veri ticaretinden elde etti. 1.6 milyar dolarla ‘Siber saldırı hizmetleri’ de siber suçlar içinde önemli bir pay oluşturdu. RiskIQ tarafından hazırlanan 2019 Evil Internet Minute adlı rapora göre ise her bir dakikada 2.9 milyon dolar siber suçlara gidiyor. Büyük şirketler siber suçlara veya siber suçla mücadeleye dakikada 25 dolar kaybediyor. Cybersecurity Venture 2019 Yıllık Suç Raporu’na göre 2015 yılında 3 trilyon dolar olan siber saldırıların toplam büyüklüğünün 2021’de ikiye katlanarak ‘yılda’ 6 trilyon dolara ulaşması öngörülüyor. Siber güvenlik şirketi Kaspersky da biyometrik verileri işleyen bilgisayarların üçte birinin tehlike altında olduğunu açıkladı.

 

Siber sigorta pazarı

Howden Sigorta’ya göre siber sigortalar şu anda küresel sigorta pazarında en hızlı büyüyen ürün ve siber sigorta pazarı 2022’de 15 milyar dolara ulaşacak. Artan mevzuat gereklilikleri, veriler ile gizliliği koruma ihtiyacı, siber saldırıların sıklığı, çeşitliliği ve zarar verme düzeyindeki artış şirketlerin konuya ilgisini her geçen gün artırıyor. Bir diğer önemli husus da maddi olmayan duran varlıkların değerindeki artış ve siber risklerin sebep olduğu uzun süreli ve etkileri ciddi boyutlara ulaşan iş durması ile oluşan itibar zararları. Siber riskler, küresel en büyük risk türleri arasında doğal afetlerden sonra ikinci sırada yer alıyor.

 

Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi

Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi Çalışması sonuçlarına göre, Türkiye’deki 31 milyon kadından sadece 9 milyonu iş hayatının içerisinde yer alıyor. Kadın girişimcilerin kurdukları şirketlerin faaliyet alanları incelendiğinde önde gelen sektörlerin toptan ve perakende ticaret ile imalat olduğu tespit edildi. Kadın girişimcilerin kurduğu şirketlerin %57’si 1-5 çalışanlı şirket statüsünde. Kadın girişimcilerin kurdukları şirkete %75 oranında sahip olduğu görülüyor ve kurulan her 3 şirketten 1’i, hem Türkiye’de hem de yurt dışında faaliyet gösteriyor. Kadınların henüz şirket kurup, geliştirip, satma oranı oldukça düşük seviyede. Satış sebepleri ise iyi bir fırsat görüp değerlendirmekten ziyade anlaşmazlıklar ve maddi sorunlar olarak göze çarpıyor.

 

Türkiye’de Yönetim Kurullarında Kadın

“Türkiye’de Yönetim Kurullarında Kadın 2019” raporuna göre 402 BIST şirketi içinde 152 şirket; BIST-100 içinde ise 35 şirket, hala tamamı erkeklerden oluşan kurullar tarafından yönetiliyor. En az 3 kadın üyesi olan 42 şirket, tüm şirketlerin sadece %10.4’ünü oluşturuyor. 360 şirket henüz karar mekanizmalarında etkin toplumsal cinsiyet çeşitliliğini sağlayabilmiş değil. 2012 ve 2019 arasında kadın üye oranındaki artış oranı değişmediği sürece, anlamlı çeşitliliğe ulaşmak için beklenmesi gereken süre; %25 oranına ulaşmak için 11 yıl; %30 oranına erişmek içinse 15 yıl.

 

Küresel Cinsiyet Uçurumu

Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliğin ancak 100 yıl sonra ortadan kalkabileceğini öngörüyor. 2019 raporunda bu süre 108 yıl olarak öngörülmüştü. Kadının ekonomik katılımının erkekle aynı düzeye gelmesi için gereken süre ise 257 yıl. Türkiye 2006′da 105. olduğu listede 25 basamak düşüşle 130. sıraya geriledi. Kadınla erkek arasındaki farkın en zor kapanacağı alan siyaset. Kadının siyasette erkek kadar yetkilendirilmesi için geçmesi gereken süre hala 94.5 yıl. Dünya genelinde hükümetlerde ve yönetimlerde toplam 35 bin 127 koltuktuğun sadece %25’i kadınların. Başı İzlanda’nın çektiği ilk beş ülke cinsiyet eşitsizliğini en az %80 oranında kapattı. Endekste en hızlı yükselen beş ülke Etiyopya, İspanya, Mali, Arnavutluk ve Meksika.

 

Kadın girişimcilerin profili

Startups.watch’un verilerine göre 2019’da kurucusu kadın olan girişimlerin sayısı %22 arttı. Buna karşın 2018’de kadın girişimlerinin aldığı yatırım miktarı 15 milyon dolarla %24 oranına sahipken, 2019’da %5’e düştü. Kadın girişimciler %58’le bebek, %54’le sosyal girişim, %53’le moda, %50 ile nano teknoloji ve %47 ile biyo teknoloji alanlarına ilgi gösterdi. Türkiye, kadın girişimci oranında ise Çekya, İtalya, ve Portekiz’den sonra Avrupa’da 4’üncü sırada yer aldı. Yatırım adetlerine bakıldığında ise 2018’de toplamda 17 kadın girişime yatırım yapılırken, 2019’da 12 kadın girişimine yatırım yapıldı. Global rakamlara bakıldığında ise 8 bin 541 girişim ve 124 milyar dolar yatırım ile Amerika en çok yatırım yapılan ülkelerden biri. Onu 2 bin 261 girişim ve 53 milyar dolar yatırımla Çin, bin 557 girişim ve 16 milyar dolar yatırımla Hindistan takip ediyor. Türkiye 2019’da Avrupa yatırım liginde ‘2. Lig’ten ‘1. Lig’e yükselerek, Finlandiya, Danimarka, Lüksemburg gibi ülkeler arasında yer aldı. Türkiye yatırım miktarı olarak Avrupa’da 20. sıraya, Mena Bölgesinde ise 3. sıraya çıktı.

 

Dünyanın en güçlü pasaportları

Henley Pasaport Endeksi’ne göre dünyanın en güçlü pasaportu (190 ülkenin vizesinden muaf) Japonya ve Singapur oldu. Türkiye ise 112 destinasyon ile 52’nci sırada kendine yer buldu. 3’üncü sıradaki Danimarka, İtalya ve Lüksemburg vatandaşları 187 ülkeye, Fransa, İspanya ve İsveç vatandaşları ise 186 ülkeye serbestçe girebiliyor. 199 pasaport ve 227 istikametin değerlendirildiği sıralamanın en sonunda 25 ülke ile Afganistan var. Irak 27, Suriye 29, Somali ve Pakistan 31, Yemen 33, Libya, Filistin ve Sudan vatandaşları ise 37 ülkeye kolayca girebiliyor. 10 yıl önce listede 42’nci sırada yer alan Türkiye, 2014’te 38’nciliğe kadar yükselmişti. Ancak o tarihten sonra hızla kan kaybeden Türkiye, ertesi yıl ani bir düşüşle 12 basamak gerileyerek 50’nci sırada yer aldı.

 

Türkiye’nin Yurt Dışı Yatırım Endeksi

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Bain & Company iş birliği ile hazırlanan “Yurt Dışı Yatırım Endeksi 2019″ raporuna göre yüksek gelirli ülkeler kategorisinde, Türk iş dünyası için yurt dışındaki yatırımlarda en cazip ülke İngiltere olurken, orta gelirli ülkeler arasında Rusya, düşük gelirli ülkeler kategorisinde ise Azerbaycan ilk sırayı aldı. Endeks raporundan öne çıkan bulgularda, özellikle son yıllarda yavaşlama eğilimine giren küresel yatırım akışları göze çarparken, Türkiye’nin yurt dışı yatırımlarının yıllık para akımı ise yakın dönemde azalma eğilimindeyken, 2018 yılında artış̧ gösterdi.

 

İhracatını en fazla artıran sektörler

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre 2019 yılının 3 çeyreğinde dış satımını geçen yılın aynı dönemine göre en fazla artıran sektör savunma ve havacılık oldu. Savunma ve havacılık sektörünün ihracatı, yılın 9 ayında 2018′in aynı dönemine göre % 37,7 artarak 1,9 milyar dolar oldu. Savunma ve havacılık sanayisi ürünlerine en fazla talep ABD, Almanya, Umman, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri’nden geldi. Savunma ve havacılık sektöründe ilk 9 ayda en fazla ihracata imza atan il Ankara oldu. Daha sonra İstanbul, Eskişehir ve Antalya geldi.

 

Girişimler hizmet sektöründe yoğunlaşıyor

TÜİK 2018 yılına ilişkin ‘Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri’ne göre 2018 yılında faal olan girişimlerin % 43,5′i hizmet sektöründe, % 36,1′i ise ticaret sektöründe yer aldı. İstihdamda ise hizmet sektörü toplam istihdamın % 37,5′ini oluştururken sanayi sektörünün istihdam payı % 27,5 oldu. Ticaret sektörü ciroda % 43,2′lik pay ile ilk sırada yer aldı. Girişimlerin en fazla yer aldığı ve istihdam payı en yüksek olan hizmet sektörünün ciro payı % 15,7 iken sanayi sektörünün ciro payı % 33 oldu. Sanayi sektöründe ciroda en yüksek payı imalat aldı. Hizmet sektöründe ciroda en yüksek pay, ulaştırma ve depolamada.

 

Toplam tüketim harcamalarının çoğunluğunu hangi kalemler oluşturuyor ?

TÜİK 2018 yılı hane halkı tüketim harcaması (bölgesel) araştırmasının sonuçlarına göre toplam tüketim harcamalarının büyük bölümünü konut ve kira, gıda ve alkolsüz içecekler ile ulaştırma harcamaları oluşturdu. Toplam tüketim harcamalarının % 24,4′ü İstanbul, % 14,9’u Ege Bölgesi, % 11,2’si Akdeniz ve Doğu Marmara’da yapıldı. En düşük payı % 1,7 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi, daha sonra % 2,9 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi aldı. Konut ve kira harcamalarına en yüksek payı ayıran bölge % 29,5 ile İstanbul, en düşük payı ayıran bölge ise % 21,4 ile Kuzeydoğu Anadolu olarak kayıtlara geçti. Gıda ve alkolsüz içeceğin payının en yüksek olduğu bölge % 26,9 ile Güneydoğu Anadolu, en düşük gerçekleştiği bölge ise % 15,6 ile İstanbul oldu. Ulaştırma harcamalarına en yüksek payı % 19,9 ile Batı Anadolu ve Batı Karadeniz bölgeleri, en düşük payı ise % 16,2 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi ayırdı.

 

Yaşam Memnuniyeti Araştırması

TÜİK Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre 2019’da mutlu olduğunu söyleyen 18 yaş üzerindeki bireylerin oranı %52.4 oldu. Bu oran veri setinin başlangıç yılı 2003’ten beri görülen en düşük seviye. 2018’de mutlu olduğunu söyleyenlerin oranı %53.4 idi. 2019 yılında ekonomik aktivitedeki yavaşlama, kurdaki dalgalanmalar, otomotiv ve inşaat başta olmak üzere sektörlerdeki durgunluk bireylerin mutluluk durumlarını da etkiledi. TÜİK verilerine göre son bir yılda tatil masraflarını kısanlar, işini kaybedenler, arabasını ve evini satanların oranında artış yaşanırken, işe giren, borçlarını ödeyenler, araba alanların oranı geriledi.

 

İş Yapma Kolaylığı Endeksi

Dünya Bankası, 190 ülkeyi iş yapma kolaylığı bakımından sıralayan 2020 İş Yapma Kolaylığı Endeksi’ne göre Türkiye, 10 sıra birden yükselerek kendisine 33′ncü sırada yer buldu. Türkiye’nin 76,8 puan aldığı listede, Fransa ise aynı puan ile 32′nci oldu. Türkiye bu yıl listede İsviçre, Hollanda, Portekiz gibi ekonomileri geride bıraktı. İş yapmayı kolaylaştırmada en kayda değer ilerlemeyi sağlayan ekonomiler Suudi Arabistan, Ürdün, Togo, Bahreyn, Tacikistan, Pakistan, Kuveyt, Çin, Hindistan ve Nijerya oldu. İş Yapma Kolaylığı 2020 listesinin ilk iki sırasında 2019 listesinde olduğu gibi Yeni Zelanda ve Singapur yer alırken, 2019 yılında üçüncü sırada bulunan Danimarka bu yıl yerini Hong Kong’a kaptırdı.

 

İnsani Gelişme Endeksi

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) hazırladığı İnsani Gelişme Raporu’ndaki  İnsani Gelişme Endeksi’nde Türkiye 189 ülke arasında 59’uncu sırada yer aldı. 1990-2018 yılları arasında ise Türkiye’nin İGE değeri 0.576’dan 0.806’ya yükseldi. Bu, toplamda %39.4’lük bir artış anlamına geliyor. UNDP’nin İnsani Gelişme Endeksi, bu hesabı yapabilmek için üç temel konuda ülkelerin gelişmişlik düzeyini ölçüyor. Bunlar, uzun ve sağlıklı yaşam, bilgiye erişim ve insana yakışır bir yaşam standardı olarak sıralanıyor.

 

Derleyen: Memet Özkan - www.danismend.com

Not: Araştırma raporlarımızdan, proje hibe desteklerinden, mevzuat duyurularından, eğitim duyurularımızdan ve kurumsal haberlerimizden haberdar olmak isteyen okurlarımızın ozkandanismanlik@gmail.com  adresine boş bir e-posta göndermeleri yeterlidir.

Not:  Bu rapor www.danismend.com tarafından güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık  kaynaklardan elde edilen bilgiler kullanılmak suretiyle, sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hiçbir şekilde tavsiye veya danışmanlık hizmeti sağlanması olarak yorumlanmamalıdır. Www.danismend.com bu raporda yer alan bilgilerin doğru ve tam olması konusunda herhangi bir şekilde garanti vermemektedir. Www.danismend.com bu raporda yer alan bilgilerde herhangi bir bildirimde bulunmaksızın değişiklik yapma hakkına sahiptir. Bu rapor ve içindeki bilgilerin kullanılması nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak oluşacak zararlardan www.danismend.com hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Bu konularda detay bilgi  isteyen okuyucuların ayrıca bizimle temasa geçmelerini rica ederiz.

Scroll To Top