Son Haberler
Anasayfa / Anasayfalar / RAPORLAR / İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR ? SAYI 33

İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR ? SAYI 33

Günümüzün iş dünyası, bugüne kadar hiç olmadığı ölçüde geleceğini öngörmeye ihtiyaç duymaktadır. Gelecekteki riskleri bugünden öngöremeyenlerin aldıkları yaralar  öldürücü olabilmekte, fırsatları öngörebilmek ise eskisine göre daha da zorlaşmaktadır. Hangi sektörde, hangi mesleklerde, hangi bölgelerde, hangi ekonomilerde neler oluyor, yakın gelecekte nelerin olması bekleniyor, nelere hazırlanmalıyız, nelere dikkat etmeliyiz? “İş dünyasını Neler Bekliyor ?” başlıklı raporumuzda, bu sorulara yanıtlar arıyoruz.

İş adamlarının, yöneticilerin, girişimcilerin ve çalışanların okuması gerektiğine inandığımız bu periyodik raporu yerel ve küresel gelişmeleri dikkatle izleyerek, çok sayıdaki güncel ekonomik basın ve yayını detaylı bir şekilde tarayarak, yeni yayınlanan kurumsal araştırma ve danışmanlık yayınlarını inceleyerek  oluşturuyoruz.

“İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR ?” başlıklı raporumuzun yanısıra periyodik olarak yayınladığımız “EKONOMİK GÖRÜNÜM”, “PROJE HİBE DESTEKLERİ” ve “YÖNETİCİ BÜLTENİ” başlıklı raporlarımızı da incelemenizi öneriyoruz.

Araştırma raporlarımızdan, proje hibe desteklerinden, mevzuat duyurularından, eğitim duyurularımızdan ve kurumsal haberlerimizden haberdar olmak isteyen okurlarımızın ozkandanismanlik@gmail.com  adresine boş bir e-posta göndermeleri yeterlidir.

Çalışmalarınızda destek olması dileğiyle bilgilerinize sunarız.

İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR ? SAYI 33 (AĞUSTOS  2019)

İÇİNDEKİLER

- Sigortacı robotlar geliyor

- Küresel iflaslar artacak mı?

- Fosil yakıtlardan vazgeçmek hangi sonuçlara yol açacak ?

- Geri dönüştürülebilir atıklardaki fırsatlar neler?

- Yeni bir iklim ekonomisi, bize neler kazandırabilir ?

- Büyük et ve süt ürünleri şirketleri, iklimi nasıl etkiliyor ?

- Dünyada avlanan balıkların ne kadarı çöpe gidiyor ?

- Gıda sürdürülebilirlik endeksinde hangi ülkeler ilk sıraları aldı?

- Ağır sanayinin karbonsuzlaştırılması mümkün mü?

- Biyolojik çeşitlilik kaybı, ekonomiyi nasıl etkileyecek ?

- İklim afetlerinin maliyeti nedir ?

- İklim değişikliğinin gıdalar üzerindeki etkisi nedir ?

- Brexit’in Türkiye’ye faturası ne olacak ?

- Yapay zeka etik sözleşmesi, yargıyı nasıl etkileyecek ?

- İstanbul’un mobilite performansı nedir ?

- Gençlerin finansal okuryazarlık durumu nedir ?

- OECD işgücü verimliliği nasıl değişti ?

- Küresel ticaret raporuna göre fırsatlar hangi ülkelerde yatıyor ?

- İstatistiklerle yaşlılar

- Lider kim olacak: teknoloji şirketleri mi, enerji şirketleri mi?

- Rekabetçilik endeksinde hangi iller ön plana çıkıyor ?

- En çok kitap okunan ülkeler

- Küresel tekstil sektöründe son durum nedir ?

- Küresel enerji talebindeki artışın sonuçları

- Unicorn’ların yoğunlaştıkları alanlar

- Küresel iş dünyası riskleri

- Dünyayı yeniden şekillendirebilecek startupların konuları

- Su, yeni elmas mı?

- Su ayak izi ölçümü nedir ?

- Ülkelere göre cinsiyete dayalı ücret farklılıkları nedir ?

- Dünya ülkelerindeki cinsiyet eşitliği ne durumda?

- Kadınların kendilerini en güçlü ve en zayıf hissettikleri iller

- Yakın gelecekte Avrupa’da istihdam ve işsizlikte neler bekleniyor ?

- Çocuklar için evrensel düzeyde sosyal koruma nasıl gerçekleşecek ?

- Dünyada hükümetlere mi, yoksa patronlara mı daha çok güveniliyor ?

- Küresel sağlık sektöründe hangi fırsatlar var ?

- İnşaat, enerji ve ulaştırma sektörlerinde yakın gelecekte neler bekleniyor ?

- Birleşme ve devralmalarda öncü ülkeler hangileridir ?

- Küresel satınalmalarda son durum nedir ?

 

Sigortacı robotlar geliyor

Uluslararası danışmanlık firması KPMG, “Otomatikleşmiş Sigortacı” adlı raporunda, sektöre uyumlu hale gelmek ve rekabet avantajı elde etmek isteyen geleneksel sigortacıların akıllı otomasyona bakış açılarını değiştirmeleri gerektiği vurguladı. Rapora göre; Robotik otomasyon, sigorta şirketlerinin operasyon sürelerini ortalama yüzde 40 azaltabilir. Akıllı otomasyon sayesinde çalışanlar, rutin görevler yerine daha stratejik işlere yönelmeye zaman bulabilir. Akıllı otomasyon, işlerin yoğunlaştığı dönemlerde daha yüksek performans sergileyerek, fazla mesai ödemesine gerek kalmadan işlerin düzgün şekilde yürütülmesine olanak tanır. Akıllı yazılımlar, rutin süreçlerde yaşanan olası insan kaynaklı hataları da ortadan kaldırır. Robotlar, arkalarında mükemmel bir denetim izi bırakır. Bu seviyede bir kayıt sistemi, ulusal ve uluslararası düzenlemeler için kritik öneme sahip olur.

 

Küresel iflaslar artacak mı?

Uluslararası alacak sigortası şirketi Euler Hermes’in oluşturduğu ve küresel GSYH’nin yüzde 83′ünü oluşturan 43 ülkeyi kapsayan  “Küresel İflas Endeksi”ne göre 2019 yılında iflaslar bir önceki yıla göre yüzde 6 oranında artacak. 2019 yılında, her üç ülkeden ikisinin şirket iflası artışı kaydedeceği bekleniyor. Küresel düzeyde yükselme eğilimi gösteren şirket iflasları, 2018 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 10 oranında arttı. 2019 yılında ABD ve Brezilya hariç her üç ülkeden ikisi, iflas artışı ile karşı karşıya.

 

Fosil yakıtlardan vazgeçmek hangi sonuçlara yol açacak ?

Carbon Tracker inisiyatifi tarafından oluşturulan “2020 Vizyonu: Fosil Yakıtların Düşüşü”  isimli rapora göre dünyada güneş ve rüzgar enerjisinin yaygınlaşması, fosil yakıtların büyüme payının tamamına el koyacak. Bu durum birçok sektörde trilyonlarca dolar değerinde varlığın atıl kalmasına yol açacak ve ekonomileri petrole dayalı ülkelerin politika değişikliğine gitmediği durumda büyük ölçekli sorunlara yol açacak.

 

Geri dönüştürülebilir atıklardaki fırsatlar neler?

TSKB “Atıkta Değer Var” raporu, milyarlarca liraya ulaşan atık ekonomisine odaklanıyor. Rapora göre günümüz Türkiye’sinde endüstriyel atıklar hariç sadece yerleşim birimlerinde yılda yaklaşık 6 milyon ton geri dönüştürülebilir atık oluşuyor. Bunun yaklaşık 5 milyon tonu geri dönüştürülmeyerek çöp sahalarına gömülüyor. Bu miktarın ekonomik değeri ise 1,5 milyar liranın üzerinde. Rapor; atığın ekonomik, ekolojik ve sosyal maliyeti düşünüldüğünde, ekonomileri ‘döngüsel’ hale getirmenin, atık miktarını azaltmanın ve yeniden kullanımını teşvik etmenin önemli bir ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.

 

Yeni bir iklim ekonomisi, bize neler kazandırabilir ?

Küresel Ekonomi ve İklim Komisyonu (Global Commission on the Economy and Climate) tarafından yayınlanan rapor, daha temiz ve iklime duyarlı (climate-smart) büyümenin faydalarını önemli oranda azımsadığımızı ortaya koyuyor. Rapora göre son on yılda, teknolojide ve piyasalarda yaşanan büyük ilerlemeler yeni bir iklim ekonomisine geçişin başını çekti. Rapor enerji, şehirler, gıda ve toprak kullanımı, su ve sanayi olmak üzere beş başlıca ekonomik sistemdeki fırsatlara vurgu yapıyor ve bu sistemleri kapsayan iddialı eylemlerin net ekonomik faydalar sağlayabileceğini, 2030 yılına kadar 65 milyonun (Birleşik Krallık ve Mısır’ın toplam istihdamı) üzerinde düşük karbonlu yeni iş imkanı yaratabileceğini, hava kirliliğine bağlı 700.000 erken ölümü engelleyebileceğini ve bugünün Hindistan GSYİH’sına denk gelen 2,8 trilyon dolar değerinde kamu geliri üretebileceğini ortaya koyuyor.

 

Büyük et ve süt ürünleri şirketleri, iklimi nasıl etkiliyor ?

Tarım ve Ticaret Politikaları Enstitüsü IATP ve GRAIN tarafından yeni yayımlanan rapora göre, dünyanın en büyük et ve süt ürünleri şirketleri önümüzdeki birkaç on yıl içinde gezegenin en büyük iklim kirleticileri olabilir. Dünyanın en büyük beş et ve süt ürünleri şirketinin (JBS, Tyson, Cargill, Dairy Farmers of America ve Fonterra) toplam yıllık seragazı emisyonu ExxonMobil, Shell veya BP’den daha yüksek. Dünyanın en büyük 20 et ve süt ürünleri şirketinin toplam emisyonları Almanya, Kanada, Avustralya ve Birleşik Krallık gibi ülkelerin emisyonlarından yüksek.

 

Dünyada avlanan balıkların ne kadarı çöpe gidiyor ?

FAO’nun (Gıda ve Tarım Örgütü) balık tüketimiyle ilgili olarak yayınladığı rapora göre her 3 balıktan sadece birisi insanlar tarafından tüketilmekte. Geriye kalan iki balık ise ya yem olarak kullanılıyor ya da telef oluyor ve denizi kirletiyor. Bunun önüne geçilmesi için mutlaka denizcilik ve balıkçılık faaliyetlerine yönelik olarak kapsamlı bir şekilde çalışmaların yürütülmesi ve eğitimlerin arttırılması gerekiyor.

 

Gıda sürdürülebilirlik endeksinde hangi ülkeler ilk sıraları aldı?

Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı’nın (BCFN) The Economist Intelligence Unit (EIU) işbirliğiyle hayata geçirdiği “Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi 2018”de, üç temel başlıkta 38 gösterge ve 90 kriter üzerinden yapılan değerlendirme sonucu Fransa, gıda sürdürülebilirliği alanında hayata geçirdiği uygulamalarla endeksin lideri oldu. Endekste Hollanda ikinci, Kanada üçüncü, Finlandiya dördüncü, Japonya beşinci olurken, Birleşik Arap Emirlikleri ise listenin sonunda yer aldı. Fransa, özellikle süpermarketlerde satılamayan yenilebilir durumdaki gıdaların yoksul topluluklara yardım eden kuruluşlara bağışlanmasına yönelik yürürlüğe soktuğu başarılı uygulamayla gıda israfları başlığında ön plana çıktı.

 

Ağır sanayinin karbonsuzlaştırılması mümkün mü?

Material Economics tarafından hazırlanan “Sanayi Dönüşümü 2050 – AB Ağır Sanayinin Sıfır Emisyon Patikaları” isimli rapora göre, AB’de ağır sanayinin 2050 itibarıyla karbonsuzlaştırılması için hayata geçirilebilecek birçok farklı yöntem mevcut. Tedarik zincirlerinde malzeme verimliliğinin artırılması ile 2050 yılına kadar yılda 58-171 Mt CO2 azaltım gerçekleştirilebilir. Atık miktarını azaltacak yeni imalat ve inşaat teknikleri, döngüsel ürün tasarımı ve ömür sonu uygulamaları için tedarik zinciri koordinasyonu, paylaşma ve hizmet üzerine kurulu yeni döngüsel iş modelleri, yüksek dayanıklılığa sahip ve düşük karbon dioksit emisyonlu materyaller ve benzeri birçok büyük ürün kategorisinde emisyon azaltımı sağlanabilir.

 

Biyolojik çeşitlilik kaybı, ekonomiyi nasıl etkileyecek ?

Hükümetlerarası Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Bilim-Politika Platformu’nun (IPBES) son raporunda, önlem alınmazsa yakın gelecekte 1 milyon türün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna ve bunun ekonomiyi sekteye uğrayabileceğine dikkat çekiliyor. Rapora göre karasal alanların yüzde 75’i insanlar tarafından önemli ölçüde değiştirildi ve doğallığını kaybetti. Deniz alanlarının yüzde 60′ından fazlası yoğun insan etkisi altında ve sulak alanların yüzde 85′ini kaybetmiş durumdayız. Küresel ölçekte orman kaybının hızı azalmış olsa da özellikle biyolojik çeşitliliğin en yüksek olduğu tropik ormanlardaki kayıp hala hızlı bir şekilde devam ediyor. Türkiye’de de küresel ölçekte tehlike altında olan tür sayısı son 10 yılda dört katına çıkarak 400’e ulaştı.

 

İklim afetlerinin maliyeti nedir ?

Küresel sigorta şirketi AON’un, “Weather, Climate & Catastrophe Insight:2018 Annual Report” adlı çalışmasına göre 2017 ve 2018 yıllarında iklim afetlerinin neden olduğu toplam hasar 653 milyar dolar, bunlara yapılan 237 milyar dolarlık ödemeler rekor kırdı ve tarihteki en maliyetli yıllar olarak kayıtlara geçti. Rapora göre 2018’deki hava olaylarından alacağımız önemli bir ders, afet riskinin giderek çeşitlendiği ve arttığını kabul etmek olmalı. Sosyo ekonomik parametreler, hasar riski yüksek bölgedeki nüfus değişimleri gibi karmaşık denklemler, azaltım ve dirençliliği artırma konusunda bizi yeni tartışmalara zorluyor. Afetler her zaman olacak. Ancak afetlerdeki kayıpları, ne kadar hazırlıklı olup olmadığımız belirleyecek.

 

İklim değişikliğinin gıdalar üzerindeki etkisi nedir ?

Lancet Planetary Health adlı dergide yayımlanan ve iklim değişikliğinin gıdalar üzerindeki etkisi hakkında önemli bilgiler veren bir çalışma, giderek artan CO2 emisyonlarının, temel gıdaların besin değerini azaltarak, 2050 yılında küresel düzeyde beslenme sorunlarına yola açacağını ortaya koyuyor. Bulgulara göre, temel gıda ürünlerinin topraktan karbon emilimi artacak ve temel besin öğeleri olan çinko, protein ve demir miktarları azalacak. Çinko, protein ve demir eksikliği Güney Asya, Ortadoğu, Güney Sahara, Kuzey Afrika ve eski Sovyet Cumhuriyetleri’nde önemli sağlık riskleri arasında gösteriliyor. Bu coğrafyalarda temel gıdaların besleyiciliğini kaybetmesi önemli insani krizlere sebep olabilir.

 

Brexit’in Türkiye’ye faturası ne olacak ?

Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan rapora göre Türkiye, sert Brexit’in gerçekleşmesi durumunda ihracatında yıllık 2,4 milyar dolarlık kayıp yaşayarak Güney Kore ve Pakistan’ın ardından en kötü etkilenen üçüncü AB üyesi olmayan ülke olacak. AB ile gümrük birliği anlaşması içerisinde olan Türkiye, AB ve İngiltere kendi aralarında yeni bir ticaret anlaşmasına varmadan İngiltere ile özel bir ticaret anlaşması yapamayacak. Her yıl Türkiye’de üretilen 170 bin otomobil İngiltere’ye gidiyor. Tekstil ve giyimde de yıllık ihracat rakamı 2 milyar dolar düzeyinde.

 

Yapay zeka etik sözleşmesi, yargıyı nasıl etkileyecek ?

Yapay zekanın, yargı sistemlerinde kullanılmasıyla ilgili etik kuralların açık bir şekilde belirlenmesini öngören ilk Avrupa sözleşmesi onaylandı. Bu sözleşme, yapay zekanın yargı sisteminde kullanılması konusunda gerekli ilkelerin çerçevesini çiziyor ve siyasetçi, yasa yapıcı ve hukuk dünyasının temsilcilerinin, hızla gelişen yapay zekanın, yargı sistemlerinde kullanılabilmesi konusunda atacakları adımlarda da rehber özelliği taşıyor.

 

İstanbul’un mobilite performansı nedir ?

Deloitte’un dünya çapında 52 şehri inceleyen ‘Şehir Mobilite Endeksi’ çalışmasına göre İstanbul, ulaşım çeşitliliği konusunda pek çok metropol şehirle birlikte global lider olarak tanımlanıyor. Erişilebilirlik, sürdürülebilir çevresel girişimler, düzenleyici çevrenin varlığı, vizyon ve strateji, yatırım ve toplu taşıma güvenilirliği; İstanbul’un mobilite performansının yüksek olduğu başlıklar arasında yer alıyor. İstanbul’un mobilite haritasının gelecek vaadeden alanları ise şöyle: trafik yoğunluğu, ödenebilirlik, müşteri/yolcu memnuniyeti, yenilikçilik, güvenlik ve hava kalitesi.

 

Gençlerin finansal okuryazarlık durumu nedir ?

Bankalararası Kart Merkezi’nin “Gençlerde Finansal Okuryazarlık Araştırması”, Türkiye’de gençlerin büyük çoğunluğunun finansal konularda bilgi sahibi olmadığını gösteriyor. Türkiye’deki 15-24 yaş arası 2 bin gençle gerçekleştirilen Gençlerde Finansal Okuryazarlık Araştırması’nda yer alan ilgi çekici başlıklar şöyle: Gençlerin yüzde 83’ü harcama planı yapma alışkanlığına sahip değil. Gençlerin yüzde 87’sinin düzenli para biriktirme alışkanlığı yok. Gençlerin yüzde 80’i ülke ekonomisini takip etmiyor. Gençlerin yüzde 84’ü para ve finansal konularda bilgi sahibi değil. Dört gençten üçü enflasyon kelimesinin anlamını bilmiyor.

 

OECD işgücü verimliliği nasıl değişti ?

OECD, işgücü verimliliğinin üye ülkelerde daha düşük ölçüldüğünü belirten bir çalışma notu yayımladı. Yeni hesaplamada Türk işçiler OECD içinde haftalık 48 saat ile en fazla çalışan işçiler oldular. Sanılanın aksine yıllık tatil sürelerinde de Türkiye’nin çok yüksek olmadığı gözlendi. Türk işçiler yıllık 46 hafta çalışırken, Norveçliler 36 hafta, İsveçliler ise 36,5 hafta çalışıyor.

 

Küresel ticaret raporuna göre fırsatlar hangi ülkelerde yatıyor ?

Alacak sigortası şirketi Euler Hermes’in, 2019 yılına dair küresel ticaret raporuna göre gelişen pazarlardaki hizmet sektörünün büyüme eğilimine devam edeceği 2019 yılında, hizmet ihracatında 365 milyar dolarlık bir büyüme bekleniyor. ABD’de yükselen korumacı politikalar, Çin’in “Bir Kuşak, Bir Yol” projesi ve Çin’in değer zincirindeki gelişmelerden dolayı Asya, Doğu Avrupa ve Afrika’da imalat yapan ülkelerin güçlü bir performans göstereceği tahmin ediliyor. Bangladeş, Vietnam, Kamboçya, Laos gibi Asyalı ticaret merkezlerinin, bu yeniden yapılanan küresel ticaret ağından en fazla yarar sağlayacak ülkeler olduğu ifade ediliyor. Avrupa’da Romanya ve Polonya’nın güçlü ticari büyüme ile en iyi pozisyona sahip ülkeler olarak ön plana çıkması beklenirken, ihracatçılar için en gözde bölgeler Amerika, Almanya, Hindistan ve Japonya olarak belirtiliyor.

 

İstatistiklerle yaşlılar

Türkiye İstatistik Kurumu 2018 yılına ilişkin “İstatistiklerle Yaşlılar” çalışmasının sonuçlarına göre Türkiye’de 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus 5 yılda yüzde 16 artarak, geçen yıl 7 milyon 186 bin 204 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2014′te yüzde 8 iken, geçen yıl yüzde 8,8′e çıktı. Geçen yıl dünya nüfusunun yüzde 9,1′ini yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke, yüzde 33,2 ile Monako, yüzde 28,4 ile Japonya ve yüzde 22,4 ile Almanya oldu. Türkiye 167 ülke arasında 66. sırada yer aldı. Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, geçen yıl yüzde 18,3 ile Sinop oldu. Bu ili yüzde 17,1 ile Kastamonu, yüzde 15,7 ile Artvin izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu iller ise yüzde 3,2 ile Şırnak ve Hakkari olarak belirlendi. Bu illeri yüzde 3,8 ile Van ve Şanlıurfa izledi.

 

Lider kim olacak: teknoloji şirketleri mi, enerji şirketleri mi?

AA haberine göre son 10 yılda genç teknoloji şirketleri, asırlık enerji şirketlerinin tahtını sallarken, 2018’de dünyanın en değerli 10 şirketi listesinde hiçbir enerji şirketi yer bulamadı. Geçen yıl en değerli 10 şirketin yedisi teknoloji şirketlerinden oluştu. ABD merkezli Apple, Microsoft, Amazon, Alphabet, Facebook, Netflix, Paypal, Cisco ve Salesforce gibi teknoloji şirketleri marka ve piyasa değerlerini yükseltirken, Çin merkezli Ant Financial, Didi, Baidu, Oppo, Vivo, Xiaomi, Huawei, Tencent ve Alibaba’nın söz konusu ABD şirketlerine rakip olarak kendilerini konumlandırması da önemli bir gösterge oldu. Avrupa’da ise Alman SAP hariç teknoloji konusunda çok fazla öne çıkan şirket olmaması Avrupa kamuoyunda tartışılırken, AB’de ABD ve Çin üstünlüğünü kırmak için bir dizi çalışmalar gündemde.

 

Rekabetçilik endeksinde hangi iller ön plana çıkıyor ?

Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu (URAK) tarafından yapılan “İllerarası Rekabetçilik Endeksi”ne göre Türkiye’de ekonomik anlamda ilk 10 il, Türkiye’nin yüzde 70’ini oluşturuyor, 71 il ise yüzde 20’sini. İlk 10 il yatırımları çekiyor, ne kadar teşvik verilirse verilsin, diğer 71 ile istenen seviyede yatırım gitmiyor. Genel endekste İstanbul 100 üzerinden 69,13 puan ile Türkiye’nin en yüksek rekabet gücüne sahip ili. İstanbul’u 46,04 puanla Ankara izledi. Üçüncü 33,80 puanla İzmir, dördüncü 28,30 puanla Kocaeli, beşinci 25,49 puanla Bursa, altıncı 22,63 puanla Eskişehir, yedinci 22,53 puanla Antalya, sekizinci 21,25 puanla Konya, dokuzuncu 19,55 puanla Yalova ve onuncu ise 19,22 puanla Sakarya oldu. Genel endeks sonuçlarına göre sıralamalara bakıldığında bu dönem ilk kez Bolu, Aydın ve Gaziantep’in en rekabetçi ilk 20 il arasına girdi. Beş dönem boyunca sırası devamlı yükselerek çekim gücü artan ve artma eğiliminde olan iller ise Yalova, Düzce ve Uşak oldu.

 

En çok kitap okunan ülkeler

İngiltere merkezli Dünya Kültürü Puan Endeksi’ne göre dünyada en çok kitap okunan ülke Hindistan olurken, bu ülkeyi sırasıyla Tayland ve Çin takip ediyor. Listede en çok kitap okunan diğer ülkeler sırasıyla Filipinler (7 saat 36 dakika), Mısır (7 saat 30 dakika), Çekya (7 saat 24 dakika), İsveç (7 saat 6 dakika), Fransa (6 saat 54 dakika), Macaristan (6 saat 48 dakika) ve Suudi Arabistan (6 saat 48 dakika) şeklinde sıralanıyor. Türkiye, haftada ortalama 5 saat 54 dakika kitap okunma süresiyle listenin 18′inci sırasında yer alıyor.

 

Küresel tekstil sektöründe son durum nedir ?

McKinsey Global Enstitüsü’nün (MGI) küresel tekstil sektörü araştırmasına göre, batılı büyük şirketlerin üretimlerini Uzak Doğu’da yapmaları eskisi kadar avantaj sağlamıyor. Uzak Doğu’da da işgücü maliyetleri artıyor ve ürünlerin Asya’dan gemilerle Batı’ya 30 günde nakledilmesi, piyasaların hız ihtiyacını karşılamıyor. Küresel giyim sektöründe ‘online’ satış yapan start-up’ların rekabeti büyük şirketleri zorluyor. Sektördeki rekabeti belirleyen kavramlar yakınlık, otomasyon ve sürdürülebilirlik olarak belirlenirken, Avrupa pazarına yakın olan Türkiye, Çin’e göre çok daha avantajlı bir ülke olarak öne çıkıyor. Araştırmada, örneğin kot üretiminin Çin yerine Türkiye’de olmasının şirketler için yüzde 3 maliyet avantajı getireceği, sektörün otomasyonla bu avantajını daha da artıracağı vurgulanıyor.

 

Küresel enerji talebindeki artışın sonuçları

BP “Enerji Görünümü 2019” raporunda, Çin ve Hindistan’daki yaşam standartlarının yükselmesinin de etkisiyle küresel enerji talebinin 2040 yılına kadar üçte bir oranında artmasının beklendiği belirtildi. Küresel ticaret gerilimlerinin artmasının, plastik kullanımında dikkate değer sıkılaştırmaların olası sonuçlarının da 2040 yılına kadar küresel enerji görünümünde etkili olabilecek belirsizlikler arasında bulunduğu raporda yer aldı. Toplam tüketilen küresel enerjinin yüzde 75’lik kısmının sanayi ve binalarda kullanılacağı, öte yandan ulaşımda tüketilen enerjinin toplam içerisindeki payının kaynakların daha verimli kullanılmasıyla ciddi şekilde azalmasının beklendiği kaydedildi. Ayrıca 2040 yılında küresel elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin en büyük paya sahip olmasının beklendiği kaydedildi. Raporda, 2040 yılına kadar küresel enerji talebinin karşılanabilmesi için yeni petrol sahalarında olan yatırımın devam etmesinin beklendiği belirtildi.

 

Unicorn’ların yoğunlaştıkları alanlar

Uzmanlara göre dünyada 311 unicorn var. Bunların yarısı ABD’den çıkmış durumda. Unicorn sayısını son 1-2 yılda en hızlı artıran Çin oldu ve ABD’yi yakından izliyor. Unicornların en fazla görüldüğü alanlar sırasıyla e-ticaret, yazılım, finansal teknolojiler, sağlık, ulaştırma ve lojistik.

 

Küresel iş dünyası riskleri

Allianz Global Corporate & Specialty (AGCS) tarafından yapılan yıllık küresel iş dünyası riskleri anketi “Allianz 2019 Risk Barometresi”ne göre;

En Büyük 10 Küresel İş Dünyası Riski :

1 – İş kesintisi

2 – Siber tehditler

3 – Doğal Afetler

4 – Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler

5 – Pazar gelişmeleri

6 – Yangın, patlama

7 – Yeni teknolojiler

8 – İklim değişikliği/Hava değişimlerindeki artış

9 – İtibar ya da marka değeri kaybı

10 – Kalifiye işgücü yetersizliği

 

Türkiye İçin En Büyük 10 Risk :

1 – Doğal afetler

2 – Makroekonomik gelişmeler

3 – Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler

4 – Politik riskler ve şiddet

5 – Pazar gelişmeleri

6 – Yangın, patlama

7 – İş kesintisi

8 – Siber tehditler

9 – İklim değişikliği/hava değişimindeki artış

10 – Kalifiye işgücü yetersizliği

 

Dünyayı yeniden şekillendirebilecek startupların konuları

CBInsights’a göre 2019′da dünyayı yeniden şekillendirebilecek startupların konuları şu şekilde:

1 – Yapay zeka

2 – Antibiyotik direnci

3 – Çevre ve sürdürülebilirlik

4 – IoT teknolojileri

5 – Yeni nesil ilaçlar

6 – Yaşlanma

7 – Akıllı şehirlerde temiz enerji üretimi

8 – Daha güvenli, akıllı, otonom araçlar

 

Su, yeni elmas mı?

TSKB Ekonomik Araştırmalar tarafından hazırlanan “SU: Yeni Elmas” raporunda, küresel olarak su kaynaklarının yaklaşık yüzde 69′unun tarımsal amaçlarla kullanılırken, yüzde 19′unun sanayi sektörü ve yüzde 12’sinin evsel kullanım için tüketildiği belirtildi. Türkiye’de en çok su kullanan sanayi sektörleri arasında kimya, petrokimya, demir çelik, tekstil, kağıt ve gıda bulunuyor. 2023 yılında 87 milyon nüfusa sahip olması beklenen su stresli Türkiye’nin, su potansiyeli bin 289 metreküp/kişi seviyesine düşecek. Rapora göre önlem olarak arıtma ve arındırma tesisleri, su şebekelerinin ve boru hatlarının iyileştirilerek kayıp oranlarının azaltılması politika yapıcılar, belediyeler ve şirketleri tarafından atılabilecek önemli adımlar arasında sayılabilir. Ayrıca verimsiz su tüketimini iyileştirici düzenlemeler yapılması, tarım üreticilerinin, özel sektörün ve hane halkının farkındalığının artırılması ve daha verimli araç kullanımı ile su tüketiminin nasıl azaltılacağı konusunda yönlendirilmesi, su stresi ile mücadelede etkin olacaktır.

 

Su ayak izi ölçümü nedir ?

Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı’nın (BCFN), Birleşmiş Milletler Dünya Su Günü kapsamında hazırladığı araştırma, günümüzde kişi başı günlük 2 litre olan su tüketiminin, insanların gün içinde tükettiği gıdaların üretiminde kullanılan su miktarı da dahil edildiğinde, 5 bin litreye ulaştığını ortaya koyuyor. Bir dilim ekmek için 40 litre su harcanırken, bir paket patates cipsi için bu miktar 185 litreye çıkıyor. Bir yumurtanın tabağınıza ulaşması için 135 litre, 50 gram çikolata üretmek için ise 860 litre su gerekirken, 150 gramlık bir hamburger için çiftlikten itibaren kullanılan su miktarı 2 bin 400 litre gibi muazzam bir rakama ulaşıyor. Araştırma, sebze ağırlıklı bir beslenme tercih edildiğinde, bireylerin su ayak izininin yarıya indiğine işaret ediyor. “Su ayak izi”, bir kilo yiyecek üretmek için harcanan su miktarını (litre) ölçüyor. “Su ayak izi” piramidinin en tepesinde etli gıdalar, en altında ise mevsim sebzeleri yer alıyor.

 

Ülkelere göre cinsiyete dayalı ücret farklılıkları nedir ?

ILO “2018-2019 Küresel Ücret Raporu” küresel ücretlerde kaydedilen gelişmeleri ve cinsiyete dayalı ücret farklılıklarını inceliyor. Rapora göre, küresel düzeyde ücret artışı 2017 yılında, son 10 yılın en düşük seviyede gerçekleşti. Gelişmiş G20 ülkelerinde reel ücret artışları 2015 yılından bu yana gerilemeyi sürdürüyor. Küresel düzeyde cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği %18.8 olarak gerçekleşiyor. Türkiye’de bu oran %12 seviyesinde bulunuyor. Cinsiyete dayalı gelir eşitsizliği Belçika’da %2.7’ iken, Norveç’te %11.7; Fransa’da %13.3; İngiltere’de %16.6 seviyelerinde gerçekleşiyor. Türkiye, % 29.6 ile hem üst hem de orta ve alt gelir grubundaki ülkeler arasında analık ücret farkının en yüksek olduğu ülke olarak bu alanda en olumsuz koşullara sahip. Anne olmanın bedelini en ağır, anne olmayan bir kadına göre %30 daha az ücret alarak, çalışan Türk kadını ödüyor. Daha da olumsuz bir gelişme 25-35 yaş grubundaki kadınlar açısından yaşanıyor. Genellikle ilk kez anne oldukları bu yaşlarda kadınların işgücüne katılma oranları daha da azalıyor.

 

Dünya ülkelerindeki cinsiyet eşitliği ne durumda?

Dünya Ekonomik Forumu “Cinsiyet Eşitliği 2018” raporuna göre, dünya ülkelerinin cinsiyet eşitliğine göre sıralandığı listenin ilk sıralarında İzlanda, Norveç, İsveç, Finlandiya, Nikaragua, Ruanda, Yeni Zelanda, Filipinler, İrlanda ve Namibya bulunurken Türkiye listenin sonlarında yer alarak 130’uncu oluyor. Bu yıl Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Irak, Umman, Sierra Leone ve Togo’nun eklenmesiyle listede toplam 149 ülke bulunuyor. Cinsiyet ayrımcılığının en fazla yaşandığı ülke ise Yemen olarak belirlendi.

 

Kadınların kendilerini en güçlü ve en zayıf hissettikleri iller

TÜRKİYE’de ilk kez oluşturulan “Kadın Güçlenmesi Endeksi (KGÜE)”ne göre kadınların kendilerini ‘en fazla güçlü hissettikleri’ ilk 10 il Sinop, Isparta, Afyonkarahisar, Kütahya, Balıkesir, Uşak, Manisa, Konya, Bolu ve Artvin oldu. Kadınların kendilerini ‘en az güçlü hissettikleri’ son 10 il Diyarbakır, Muş, Batman, Şanlıurfa, Mardin, Siirt, Şırnak, Tunceli, Van ve Bitlis oldu. KGÜE’de İstanbul 40’ıncı, İzmir 48’inci ve Ankara ise 58’inci sırada yer bulabildi. KGÜE’de ‘sanayileşmiş kentler’ olarak bilinen Denizli 20, Tekirdağ 23, Bursa 29, Sakarya 30, Kocaeli 44, Eskişehir 50, Kayseri 53, Gaziantep 57, Mersin 61 ve Adana ise 70’inci sıraya yerleşti.

 

Yakın gelecekte Avrupa’da istihdam ve işsizlikte neler bekleniyor ?

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün “Dünyada İstihdam ve Sosyal Görünüm: Eğilimler 2019” raporuna göre, küresel işsizliğin azaltılmasında kaydedilen ilerlemeler ile iş kalitesindeki iyileştirmeler paralel gitmiyor. Rapora göre Kuzey, Güney ve Batı Avrupa’da işsizlik on yıllık dönemin en düşük düzeyinde ve 2020’ye kadar düşmeye devam edecek. Doğu Avrupa’da istihdamın hem 2019, hem de 2020’de %0,7 kadar daralacağı tahmin ediliyor; ancak eşzamanlı olarak küçülen işgücü nedeniyle, işsizlik oranı düşecek. Uzun süreli işsizlik bazı ülkelerde %40 gibi yüksek düzeylerde seyrediyor. Orta ve Batı Asya’da kayıtdışılık oldukça yaygın ve %43 düzeyinde. Çalışan yoksulluğu, iş kalitesi düşüklüğü ve işgücü piyasasında inatçı eşitsizlikler başlıca kaygılar olmaya devam ediyor.

 

Çocuklar için evrensel düzeyde sosyal koruma nasıl gerçekleşecek ?

ILO ve UNICEF tarafından yayımlanan “Çocuklar için evrensel düzeyde sosyal korumaya doğru” başlıklı raporda, dünyada her 5 çocuktan 1′inin aşırı yoksulluk içinde ve günlük 1,90 doların altına yaşadığı belirtildi. Sayıları 689 milyonu bulan dünya genelindeki çocukların yarısının ise “orta” yoksulluk içinde ve günlük 3,10 doların altında yaşadığı kaydedildi. Rapora göre, çocukların yoksulluk içinde yaşama oranı, yetişkinlere kıyasla neredeyse iki kat fazla. Günlük 1,90 dolar gelir seviyesinin altında hayatını idame ettiren çocukların yarısının Afrika’da ve üçte birinin Güney Asya’da yaşadığı bildirildi. Çocuklar için oluşturulan sosyal korumanın, varlıklı ülkelerin bir ayrıcalığı olmadığı vurgulanan raporda, hem çocuklar için evrensel sosyal koruma sağlamak, hem de BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni (SKH) gerçekleştirmek amacıyla, çocuk ve aile yardımlarının hızla genişletilmesi çağrısı yapıldı. Raporda, Arjantin, Brezilya, Şili, Moğolistan gibi ülkelerde evrensel sosyal korumaya yönelik harcamaların arttığı ancak diğer birçok ülkede, sosyal koruma programlarının sınırlı kapsamda ve yetersiz düzeyde olduğuna dikkat çekildi.

 

Dünyada hükümetlere mi, yoksa patronlara mı daha çok güveniliyor ?

Davos zirvesi öncesinde açıklanan “Edelman Güven Barometresi”, siyasi karmaşanın tetiklediği ekonomik belirsizlikleri ve otomasyondaki gelişmeleri işlerine tehdit olarak gören insanların gelecekleri için devletten çok işverenden çözüm beklediğini gösteriyor. Araştırmaya katılan her beş kişiden dördü ekonomik, siyasi toplumsal sistemin kendi aleyhine geliştiğini düşünüyor. Yüzde 60’lık bölüm de ticaret savaşının şirketine ve işine zarar verdiğini söylüyor. Siyasilerin sorunları çözmekte yetersiz kalacağını düşünenler çözümü şirketlerinden bekliyor. Anket, insanların işverene duyduğu güvenin yüzde 75 olduğunu ortaya koyarken, hükümetlere duyulan güven yüzde 48’de kalıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Hindistan, Çin ve Endonezya patronların en çok güven kazandığı ülkeler olarak öne çıkıyor.

 

Küresel sağlık sektöründe hangi fırsatlar var ?

Deloitte tarafından yayınlanan “2019 Küresel Sağlığa Bakış: Geleceği Şekillendirmek” konulu global sağlık sektörü araştırma raporuna göre; 2018-2022 yılları arasında küresel sağlık harcamalarının yıllık bazda %5,4 oranında artması öngörülüyor. Bu oran, 2013-2017 yılları arasındaki %2,9’luk yıllık artış oranına kıyasla ciddi bir yükselişe işaret ediyor. Yaşlanan ve artan nüfus, daha da yaygınlaşan kronik hastalıklar, yenilikçi fakat maliyeti yüksek dijital teknolojiler sağlık taleplerini ve harcamalarını yükseltiyor.

 

İnşaat, enerji ve ulaştırma sektörlerinde yakın gelecekte neler bekleniyor ?

Asya Altyapı Yatırım Bankası AIIB raporunda, makroekonomik ortamın, para birimindeki değer kaybının ve faiz oranlarındaki artışın Türkiye’de inşaat sektörünün görünümünü yakın vadede zayıflatacağı belirtilerek, bunun da sektörün halihazırda beklemekte olan enerji ve ulaştırma projelerini gerçekleştirme kabiliyetini etkileyeceği kaydedildi. Ancak, Türkiye’de uzun vadeli altyapı yatırım fırsatlarının sürdüğü belirtilerek, nispeten gelişmiş finans piyasalarının yanı sıra kamu-özel ortaklığı modelinin, zorlu bir ortamda özel sektörün altyapı yatırımlarını sürdürmesine yardımcı olabileceği not edildi.

 

Birleşme ve devralmalarda öncü ülkeler hangileridir ?

Rekabet Kurumu’nun “Birleşme ve Devralma Görünüm Raporu 2018”e göre, Türkiye’de birleşme ve devralmalarda işlem bazında ilk sırada İtalya kökenli yatırımcılar yer alıyor. Bu ülkeyi Almanya, Hollanda, İsviçre ve Lüksemburg izliyor. İşlem hacmi bakımından ise ilk sırayı Danimarka ve Çin kökenli yatırımcılar alıyor. Özelleştirme hariç, en çok işlemin elektrik, gaz, buhar ve havalandırma sistemi üretim ve dağıtımı alanında yapıldığı belirtiliyor.

 

Küresel satınalmalarda son durum nedir ?

Danışmanlık şirketi Bain & Company’nin, girişim sermayesi hakkında hazırladığı 10’uncu yıllık “Küresel Özel Sermaye 2018” raporuna göre, özel sermaye 2018’de son derece güçlü bir performans gösterdi ve toplam satın almaların değeri 582 milyar ABD dolarına ulaştı. Böylece son beş yıldaki toplam satın alma değeri 2,5 trilyon ABD doları seviyesine erişerek sektör tarihinde görülmemiş bir rekora imza attı.

 

 

Derleyen: Memet Özkan - www.danismend.com

Not: Araştırma raporlarımızdan, proje hibe desteklerinden, mevzuat duyurularından, eğitim duyurularımızdan ve kurumsal haberlerimizden haberdar olmak isteyen okurlarımızın ozkandanismanlik@gmail.com  adresine boş bir e-posta göndermeleri yeterlidir.

Not:  Bu rapor www.danismend.com tarafından güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık  kaynaklardan elde edilen bilgiler kullanılmak suretiyle, sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hiçbir şekilde tavsiye veya danışmanlık hizmeti sağlanması olarak yorumlanmamalıdır. Www.danismend.com bu raporda yer alan bilgilerin doğru ve tam olması konusunda herhangi bir şekilde garanti vermemektedir. Www.danismend.com bu raporda yer alan bilgilerde herhangi bir bildirimde bulunmaksızın değişiklik yapma hakkına sahiptir. Bu rapor ve içindeki bilgilerin kullanılması nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak oluşacak zararlardan www.danismend.com hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Bu konularda detay bilgi  isteyen okuyucuların ayrıca bizimle temasa geçmelerini rica ederiz.

Scroll To Top