Son Haberler
Anasayfa / Anasayfalar / RAPORLAR / İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR ? SAYI 31

İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR ? SAYI 31

Günümüzün iş dünyası, bugüne kadar hiç olmadığı ölçüde geleceğini öngörmeye ihtiyaç duymaktadır. Gelecekteki riskleri bugünden öngöremeyenlerin aldıkları yaralar  öldürücü olabilmekte, fırsatları öngörebilmek ise eskisine göre daha da zorlaşmaktadır. Hangi sektörde, hangi mesleklerde, hangi bölgelerde, hangi ekonomilerde neler oluyor, yakın gelecekte nelerin olması bekleniyor, nelere hazırlanmalıyız, nelere dikkat etmeliyiz? “İş dünyasını Neler Bekliyor ?” başlıklı raporumuzda, bu sorulara yanıtlar arıyoruz.

İş adamlarının, yöneticilerin, girişimcilerin ve çalışanların okuması gerektiğine inandığımız bu periyodik raporu yerel ve küresel gelişmeleri dikkatle izleyerek, çok sayıdaki güncel ekonomik basın ve yayını detaylı bir şekilde tarayarak, yeni yayınlanan kurumsal araştırma ve danışmanlık yayınlarını inceleyerek  oluşturuyoruz.

“İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR ?” başlıklı raporumuzun yanısıra periyodik olarak yayınladığımız “EKONOMİK GÖRÜNÜM”, “PROJE HİBE DESTEKLERİ” ve “MEVZUAT DUYURULARI” başlıklı raporlarımızı da incelemenizi öneriyoruz.

Araştırma raporlarımızdan, proje hibe desteklerinden, mevzuat duyurularından, eğitim duyurularımızdan ve kurumsal haberlerimizden haberdar olmak isteyen okurlarımızın ozkandanismanlik@gmail.com  adresine boş bir e-posta göndermeleri yeterlidir.

Çalışmalarınızda destek olması dileğiyle bilgilerinize sunarız.

 

İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR ? SAYI 31 (ARALIK 2017)

 

İÇİNDEKİLER

Bugünün gençleri emekliliğinde daha fakir olacak

Piyasalar için 10 jeopolitik risk

Çin’in robot ordusu dünyayı tehdit ediyor

Hindistan 2030’da sadece elektrikli otomobil satacak

Gıdada ciro artışı getiren 6 yeni trend

Afganistan’ın gizlenen 3 trilyon dolarlık serveti

İnsansız gemiler sefere hazırlanıyor

Kobalt, metal yatırımlarının yeni adresi olma yolunda

Akıllı telefonlar, bankalara yüzlerce şube kapattırıyor

2025′te evsiz 16 milyar insan olacak

Enerjide depolama devrimi taşları yerinden oynatacak

General Electric küçülmeye gidiyor

Gelecekte IT Danışmanlığı

Android ekonomisi 2021’e kadar finans ve sigorta sektörünü geçecek

Hurdacılıkta taşlar yerinden oynuyor

Paris İklim Anlaşması’nı desteklemeyen bir tek ABD kaldı

Yenilenebilir enerji dünyanın elektrik ihtiyacını karşılayabilir

Küresel ısınma ile mücadele çok yavaş

Dünyayı kirleten 100 şirket

Sürdürülebilir Mavi Ekonomi

Türkiye’nin iklim çalışmaları: Kritik derecede yetersiz

1.1 trilyon dolarlık getiri avı

2018’de dolar ve euronun rakibi ‘kron’ olacak

Büyümenin yolu kırsaldan geçiyor

Böyle giderse kırsalda nüfus kalmayacak

Kasko oranı yüzde 10’un altına düşen şehirler

Nükleer kriz, borsalara 1 trilyon dolara patladı

Yarım milyon Suriye’linin 5′te 1′i iş piyasasında

Türkiye’deki e-ticaretin yüzde 30′u kaçak

Kara para aklamada merkez Londra

Eğitimde başarının beş kilit faktörü

İç seyahat potansiyeli ve Türkiye

Çalışanlar “tek parça” yaşam istiyor

Küresel ekonomiyi onlar sırtlayacak

İstanbul’un istihdam trendleri

Bankaların yeni adresi Dublin

Türk şirketlerini satın almak için en çok ABD’liler geldi

AB, “Ucuz İşçiliği” Bitiriyor

Sigortacıları kasırga vurdu

Finansal Okuryazarlık Araştırması

Küresel ekonomi için üç senaryo

Göçmenlere karşı en negatif ülkeler

Süper Lig’de toplam gelir 23 milyar lira

‘Yerinde üretim’ konteyneri vurdu

Okumuş anne çocuğunu da okutuyor

Kadın istihdamı ve bakım ekonomisi

İndirim marketleri son 3 yılda yüzde 72 büyüdü

Can sıkıntısından atıştırıp duruyoruz

Otomotivde ‘erkek egemen’ kültür algıdaki kadar kuvvetli değil

BT Güvenliği Araştırması

 

Bugünün gençleri emekliliğinde daha fakir olacak. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü(OECD) “Daha uzun yaşam, hayatın bir noktasında işsiz kalma ve daha düşük gelir anlamına geliyor” uyarısı yaptı. OECD çalışmasında, 1980′de 65 yaş ve üzeri kişilerin üye ülkeler içinde yüzde 20 ağırlığında olduğunu, 2015′te bu oranın yüzde 28′e yükseldiğini, 2050′de ise 65 yaş ve üzeri kişilerin toplam içinde yüzde 53′e çıkacağı öngörüsü hatırlatıldı. Daha uzun yaşamın, yaşlılığın bir noktasında emeklilik ya da gençlerin baskısı altında işini kaybetmek anlamına geldiği belirtilen çalışmada, bunun keskin bir gelir düşüşüne yol açacağı ve toplum içinde gelir eşitsizliğini derinleştireceği belirtildi. OECD çalışmasında çözüm amacıyla, çalışma çağında gelir eşitsizliğini azaltma, sağlık-eğitim- istihdam hizmetlerinde verilen hizmetin bedelini ve mali ağırlığını düşürme ve yaşlılıktaki gelir eşitsizliğine doğrudan müdahale önerildi.

 

Piyasalar için 10 jeopolitik risk. BlackRock tarafından hazırlanan raporda piyasaların şu an yüz yüze olduğu en büyük 10 risk sıralandı: 1- ABD-Çin ilişkilerindeki gerilim 2 – Kuzey Kore ile olası bir çatışma ortamı 3 – Kuzey Amerika’daki ticaret görüşmeleri (NAFTA) 4- Büyük bir terör saldırısı olma olasılığı 5 – Büyük bir siber saldırı olma olasılığı 6 – Rusya ile NATO arasında iplerin gerilmesi 7 – Çin Güney Denizi’nde tansiyonun yükselmesi 8 – Suriye ile Irak’ta gerilimin tırmanması 9 – Avrupa’da ayrılıkçı hareketler 10 – Körfez’de yaşanan sorunlar

 

Çin’in robot ordusu dünyayı tehdit ediyor.  2014’te ‘robot devrimi’ne start veren ve ‘akıllı üretim’e odaklanan Çin’de geçtiğimiz yıl 90 bin robot kuruldu. Amaç verimliliği artırmak, ihracatı parlatmak ve rekabet gücünü yükseltmek. Uluslararası Robot Federasyonu, Çin’in endüstriyel robot talebini karşılamak için 2019’da 160 bin adet robotun satılacağını öngörüyor. Yani Avrupa’da yapılması beklenen satışların iki katından, Kuzey Amerika’daki satışların üç katından fazla. Çin hükümetinin hedefi 2020 yılında 1000 işçiye düşen robot sayısını 15’e çıkarmak. Robotlaşma, Bloomberg Intelligence tarafından yayınlanan bir araştırmaya göre dünyanın geri kalanı için iki koldan tehdit oluşturuyor. İlki; ülkenin endüstriyel yükselişi gelişmiş ülkelerin rekabet güçlerini azaltıyor. İkincisi ise robotların ülkedeki gelir dağılımını daha da bozacak olması. Şu an hala ülkede maaşlar hızlı yükseliyor ama robot kullanımının artması ilerde az vasıflı kesimin gelirini erozyona uğratacak. Bu da tüketimi sarsacak, ülkede alım gücünü aşağı çekecek. Tüketime dayalı ekonomi modeli hasar görecek. Ekonomistlere göre bunun etkisi Çin’in sınırlarını aşabilir. Economistler, otomasyonun arzı turbo hızıyla artırıp, talebi baskı altında bırakarak Çin’in ihracata dayalı büyüme modeline gereksinimini yeniden artırabileceğini savunuyor. Bu da daha dengeli iç ekonomi ve küresel ticaret beklentileri için bir tehdit oluşturacak. Dünya Ekonomik Forumu (WEF), 2020 yılı itibarıyla bu trendler sonucunda 5 milyon civarında işin ortadan kalkacağını öngörüyor. Finans kuruluşu Citigroup ve Oxford Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırma da, Çin’deki iş pozisyonlarının yüzde 77’sinin, OECD ülkelerindeki pozisyonların ise yüzde 57’sinin otomasyon riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısı yapılıyor.

 

Hindistan 2030’da sadece elektrikli otomobil satacak. Bu kararın Hint ekonomisine 2030 yılında kadar 60 milyar dolar tasarruf sağlaması bekleniyor. Hindistan hükümeti bu girişimi ilk iki-üç yıl destekleyecek. Sonrasında ise elektrikli otomobil üretimi teşvik yerine talep üzerinden devam edecek. Bu arada hızlı büyüyen Hindistan ekonomisi dünyanın en büyük üçüncü petrol ithalatçısı konumunda. Ülke her sene petrole 150 milyar dolar döküyor. Dolayısıyla elektrikli otomobillere geçiş, petrol talebini de önemli ölçüde düşürmüş olacak.  Hindistan’da her sene hava kirliliğinin yol açtığı hastalıklardan hayatını kaybedenlerin sayısı bir milyonun üzerinde. Greenpeace tarafından yapılan araştırmaya göre, ülkede GSYIH’nın yüzde 3’ü hava kirliliğinin neden olduğu zarara harcanıyor. Petrol patronları, elektrikli otomobillerin sektörde yaratacağı etkiye dair henüz net bir açıklama yapmamayı tercih ediyorlar. Zaten kendileri de net bir görüşe sahip değil. Ama kesin olan şu ki, en büyük petrol tüketicileri olan Hindistan ve Çin’deki gelişmeler, sektörün geleceğini belirlemek açısından çok etkili olacak.

 

Gıdada ciro artışı getiren 6 yeni trend. Nielsen Türkiye, gıdada temel 6 trendi şöyle belirledi. Bunun ilki; iyi ve sağlıklı ürün trendi. Sağlıklı ürüne Türk tüketicinin ilgisi diğer ülkelerden biraz daha fazla. İkinci olarak premium, diğer bir deyişle özellikli ürünlerin büyümeyi tetiklediğini görüyoruz. Yani tüketiciler onlara daha fazla hizmet ve özellik sunuluyorsa bunun için biraz daha fazla ödemeye hazır. Yöresel lezzetler, tatlar ön plana çıkıyor. Artık yöresel ürünlere en sık gittiğimiz süper marketlerde de rastlayabiliyoruz. Dördüncü olarak narlı, expressolu gibi daha yoğun lezzete sahip ürünler trend olmuş durumda. Bir diğer trend, pratiklik-kolaylık sağlayan ürünler. Yürürken atıştırılabilecek ürün vurgusu ya da tekli porsiyonlar halinde paketlenmiş hayatımızı kolaylaştıracak ürünleri daha sık görüyoruz. Son olarak etik değerlere ve sürdürülebilirliğe vurgu yapan ürünlerin de giderek arttığını gözlemliyoruz.

 

Afganistan’ın gizlenen 3 trilyon dolarlık serveti. Afganistan kişi başına 559 dolar milli geliri ile dünyada 190 ülke arasında 179’uncu sırada bulunuyor. Ancak ülkede 3 trilyon dolarlık henüz işlenmemiş maden yataklarının bulunduğunun açıklanması gözlerin yeniden bu ülkeye çevrilmesine neden oldu. Pentagon’un Afganistan Yeniden Yapılanması Özel Müfettişliği (SIGAR) temmuz raporuna göre, Afgan savaşının ABD’ye aylık maliyeti 3,9 milyar doları buluyor. Afganistan, bakır, altın, uranyum ve fosil yakıtlar da dahil olmak üzere endüstriyel imalat için çok nadir olan minerallere sahip. Bu da ülke ekonomisini canlandırabilmek ve yeniden inşasını finanse edebilmek için kullanılabilir. Çinli Metalürji Grubu Şirketi’nin (MCC) Afganistan’dan 100 milyar dolar değerinde bakır çıkarmayı planladığını bildirdi. Afganistan’ın özellikle Kuzeyi doğalgaz rezervleri açısından çok zengin ve on yıllardır Rusya’nın dikkatini çekiyor. Nükleer enerjide kullanılan uranyum madeni zengini Afganistan’da Bolivya’dan sonra ikinci büyük lityum rezervi yer alıyor. Almanya, otomobil endüstrisi için Afgan lityumunun peşinde. Kunduz yakınlarında bakır, kurşun, çinko, Konar-ı Has`ta berilyum, Bedahşah`da yarı-değerli lacivert taşı kaynakları var. Yetkililer, yeraltı zenginliklerinin ülkenin kalkınmasına yardımcı olacağını söylüyor, ancak diğer yandan bu yoksul ülkeye dünyadaki ilginin daha da artabileceği tahminleri yapılıyor.

 

İnsansız gemiler sefere hazırlanıyor. Havacılık, demiryolu, karayolu, madencilik ve birçok endüstride meydana gelen kazalarda insan faktörü yüzde 70-80 oranında pay sahibiyken, yapılan son araştırmalara göre denizcilikte bu oran yüzde 96 civarında. Gemicilikte insan kaynaklı hataları ve maliyetleri en aza indirmeyi amaçlayan gemicilik şirketleri insansız gemi çalışmalarını hızlandırdı. Japonya’nın en büyük konteyner hattı Nippon Yusen K.K. 2019 yılında Pasifik Okayanusu’nda insansız bir geminin testlerini yapacağını duyurdu. Nippon’un başarılı olması, 334 milyar dolarlık küresel gemicilik sektöründe maliyetlerin aşağı çekilmesi ve güvenliğini artırılmasına yönelik çalışmalarda önemli bir yol katedilmesi anlamına geliyor. Rolls- Royce Holdings ve gübre üreticisi Yara International da insansız gemiler üzerinde çalışıyor. Yara ile Norveçli gemi teknolojileri şirketi Kongsberg bu yılın başlarında dünyanın ilk tam otonom kargo gemisini üretmek için ortaklık yapacaklarını duyurmuşlardı. Japonya’nın ikinci ve üçüncü büyük gemicilik hatları Mitsui O.S.K Lines ve Kawasaki Kisen Kaisha da otonom gemi teknolojisi üzerinde çalışmalar yürüten şirketlerden. Bu arada bir İngiliz Lloyd’s Register da 2019’da Atlantik’de güneş enerjisiyle çalışan insansız bir araştırma gemisi kullanmayı planlıyor. Son yıllarda denizlerdeki korsan vakalarının artması, gemi mürettabatı için önhemli bir tehdit haline aldı. Denizlerde kariyer isteyen vasıflı eleman bulunması konusunda da kronik bir sıkıntı yaşanıyor sektörde. Büyükdenizlerde yapılan gemicilik ayrıca küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 2.5’ini oluşturuyor. Sektörde radikal bir değişim yapılmazsa, gelecek yıllarda bu rakamın önemli ölçüde artabileceği uyarısı yapılıyor.

 

Kobalt, metal yatırımlarının yeni adresi olma yolunda. Lityum-iyon bataryalarda, elektrikli otomobillerde ve süper alaşımlarda kullanılan kobaltın fiyatı ocak ayından bu yana yüzde 75 artış gösterdi. Analistler, kobaltın çıkış grafiğinin süreceği tahmininde bulunuyor. Kobalt fiyatlarının yükselmesi için analistlere göre bir dizi neden bulunuyor:  Süper alaşımlarda kullanılan az metalden birisi. Yeşil ekonomi kobalt kullanıyor. Elektrikli araçlar talebi artırıyor. Kobalt elde etmek zor. Kobalt, riskli bölgelerde çıkıyor. ABD’de stratejik stok yok. Fiyatlar hâlâ rekora yakın değil. Türkiye’de 5 işletme ruhsatlı saha olmak üzere toplam 13 adet kobalt ruhsatı mevcut bulunuyor.

 

Akıllı telefonlar, bankalara yüzlerce şube kapattırıyor. Facebook tarafından yapılan Millennials and Money araştırmasına göre akıllı telefonlara aşırı bağımlılık geliştiren gençlerin artık yüzde 49’u bankacılık işlemlerini akıllı telefonlarıyla yapmayı tercih ediyor. Online ve mobil bankacılık işlemlerindeki artışın fiziki bankalara talebi azaltması ve gayrimenkul fiyatlarının yarattığı baskılar dünya genelinde bankaları şube kapatmaya zorluyor. Aralarında HSBC, Lloyds, Wells Fargo’nun da bulunduğu birçok banka, şube sayısını hızla azaltıyor. ABD’de sadece 2017’nin ilk yarısında 869 şube kapısına kilit vururken, finans krizinden bu yana kapanan şube sayısı 10 bini buldu. Intelenet Global Services tarafından yapılan araştırmaya göre 2020 yılına kadar Amerikan banka şubelerinin yüzde 20’si daha faaliyetlerini sonlandıracak. Avrupa’da da benzer bir trend hakim. İngiltere’de bu yıl aralarında HSBC, Lloyds, RBS’nin de olduğu bankalar bu yıl 762 şubesini kapatacağını bildirdi. Böylelikle İngiltere’de 2017 sonunda faaliyet gösteren 8 bin şube kalacak. Türkiye’de de kapanan banka şube sayısı artıyor. Haziran 2017 itibariyle mevduat bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının toplam şube sayısı 10.724. Bu rakam 2016 yıl sonuna göre göre 57 adet, geçen yılın aynı dönemine göre 305 adet azalmaya işaret ediyor. Juniper Research’e göre mobil bankacılık kullanımı çok büyük hızla artıyor. Araştırma 2017 sonunda dünyada 1 milyar cep telefonu kullanıcısının cihazını mobil bankacılık hizmetleri için kullanacağını ortaya koyuyor. Juniper’in fintech analistlerinin yaptığı bir başka araştırma da 2021 yılına gelindiğinde dünyada 3 milyar kişinin akıllı telefonları, tabletler, PC ya da akıllı saatleri vasıtasıyla bankacılık işlemi yapıyor olacağını öngördü. Bu 2016 yılına oranla yüzde 53 artış anlamına geliyor.

 

2025′te evsiz 1.6 milyar insan olacak. Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün raporuna göre 1,2 milyar insan sürdürülebilir ve karşılanabilir barınma garantisinden mahrum yaşıyor. Derhal bir aksiyon alınmazsa bu rakamın 2025 yılında yüzde 30 artarak 1,6 milyar insanı bulacağı tahmin ediliyor. Rapora göre 2050 yılına gelindiğinde 2,5 milyar insan daha şehirlerde yaşayacak ve bu artışın yüzde 90′ı Asya ve Afrika kıtalarında gerçekleşecek. Barınma ve konut sıkıntısının insan hayatına etkisinin yanı sıra ekonomi ve çevre üzerinde de ciddi etkileri bulunuyor. Hizmet alamayan kesimlere temel kentsel hizmetlerin ulaştırılmasının önceliklendirilmesiyle herkes için daha sürdürülebilir ve refahın adil paylaşıldığı kentler yaratılabilir.

 

Enerjide depolama devrimi taşları yerinden oynatacak. ABD’li enerji devleri önümüzdeki 5 yıl içinde sektörde taşları yerinden oynatacak batarya devrimine oynuyor. Geride bıraktığımız dört yıl içinde güneş enerjisinde üretim ve depolama maliyeti kilovat saat başına 800 dolardan 281 dolara düştü. Bu alandaki sert düşüşün gelecek 5 yıl daha süreceği belirtiliyor. Fiyatları aşağı çeken en önemli unsur elektrikli otomobil endüstrisindeki satışların artması oluyor. Elektrikli otomobillerin büyük kısmını Avrupa ve Çinli tüketiciler satın alıyor. ABD ise lityum iyon pillerin fiyatının düşmesinden faydalanıyor.

 

General Electric küçülmeye gidiyor. General Electric, yeniden yapılanma planı kapsamında ana faaliyet alanları enerji, havacılık ve sağlık hizmetlerine odaklanacak. Bu kapsamda yaklaşık 20 milyar dolar tutarında varlık satış veya ortak bulunarak elden çıkarılacak. Yönetim kurulu üye sayısı düşürülecek, bazı birimlerde işten çıkarmalar yaşanacak. Gelecek yıl 2 milyar dolar tasarruf yapılması hedefleniyor. Tasarrufların yarısı zor durumdaki elektrik üretim ekipmanı biriminden gelecek. Buna göre aydınlatma, taşımacılık, endüstriyel çözümler ve elektrik dağıtım ağı birimleri elden çıkarılacak ve dünya genelindeki fabrikalar kapatılacak. GE ayrıca sadece birkaç ay önce milyarlarca dolar vererek aldığı petrol üretim sahası hizmetleri şirketi Baker Hughes’da bulunan yüzde 62.5 hissesini de satacak. Bir zamanlar ABD borsasında piyasa değeri en yüksek şirket olan GE, şimdi 168 milyar dolar ile Apple’ın beşte birinden daha az piyasa değerine sahip.

 

Gelecekte IT Danışmanlığı. Mazars’ın CEO’su Philippe Castagnac’a göre dünyamıza yönelik çok fazla risk var. Küresel ısınma, siber saldırılar, terörizm bunların başında geliyor. Dünyanın herhangi bir yerinde her an bir saldırı gündeme gelebiliyor. Psikolojik olarak kendimizi bu duruma hazırlamamız gerekiyor. Şirketlerin karşı karşıya olduğu en büyük risk ise, veri bombardımanına uğradığımız bir çağda, bu veriyi doğru yönetememek. Bu veriler finansal bilgilerden, müşteri bilgilerine, güvenliğe kadar har alanı ilgilendiriyor. İnternet güvenliği en büyük risklerin başında geliyor. Bugün, ekonomik kriz kadar önemli olan bir risk de siber güvenlik. Yaşanan siber saldırılar bugüne kadar hızlı çözümlendi ve büyük finansal krizlere yol açmadı, ama bu gelecekte de yol açmayacağı anlamına gelmiyor. Eğer bir gün bankacılık sistemi büyük bir siber saldırıya maruz kalırsa, bu durum finans piyasaları için felaketle sonuçlanabilir. Hem hükümetlerin hem de finans sistmelerinin bu konuda hazır olması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde en önemli mesleklerden biri IT danışmanlığı olacak.

 

Android ekonomisi 2021’e kadar finans ve sigorta sektörünü geçecek. Google’ın yaptırdığı araştırmaya göre Türkiye’de mobil internet ekonomisi 103 milyar liraya ulaştı. Bu büyüklüğün yüzde 54’ünü Android ekosisteminin oluşturduğunu ortaya koyan araştırma, 2021 yılına kadar ise bu ekosistemin büyüklüğünün finans ve sigorta sektörünü geçeceğini öngörüyor. Yapılan hesaplamalara göre 2023 yılına gelindiğinde ise Android ekosisteminin büyüklüğü iki kat artarak, 15.8 milyar dolardan 46 milyar dolara yükselecek. Rapora konu olan Android ekosistemi, tüketiciler, telekom operatörleri, cihaz üreticileri, perakendeciler ve uygulama geliştiricilerin, Android sistemini kullanarak oluşturdukları ekonomiyi içeriyor. 2016 itibarıyla Türkiye ekonomisinde; finans ve sigorta sektörü yüzde 3.1, tarım yüzde 5.8, inşaat yüzde 8.4 büyüklüğe sahip. Android ekonomisinin payı ise yüzde 2.1 civarında.

 

Hurdacılıkta taşlar yerinden oynuyor. Dünyada hızla artan elektrikli araç üretimi, hurdacılık ve geri dönüşümde taşları yerinden oynatıyor. Önümüzdeki on yılda lityum, kobalt ve nikelde talebin patlayacağını bekleyen küresel geri dönüşüm şirketleri yatırımlarını sürdürüyor. Küresel arenada yer alan hurdacı ve geri dönüşüm şirketleri, eski pil ve akülerdeki materyalleri daha ucuza ve verimli geri kazanmak için hidometalurji uygulamaları yapıyor; böylece elektrikli otomobillerin üretiminde kullanılacak kobalt ve lityum gibi değerli maddelerdeki açığı kapatmaya çalışıyorlar. Emtia araştırma grubu CRU, şu anda yılda 7 bin 110 tonluk kobaltın 2021 yılında 11 bin 600 tonunun geri dönüşümden sağlanmasını bekliyor. Küresel veri analiz şirketi Benchmark Mineral Intelligence, 2021 yılına kadar elektrik araç talebinin karşılanması için sanayinin yılda 30 bin ton kobalt ve 81 bin ton da lityuma ihtiyaç duyacağını öngörüyor. Emtia araştırma grubu CRU ise şu anda yıllık 7 bin 110 tonluk kobaltın 2021′de 11 bin 600 tonunun geri dönüşümden gelmesini bekliyor. Bu rakamın 2026 yılında 24 bin 900 tona ulaşması tahmin ediliyor. Kısacası yüzde 9.7 seviyelerinde olan toplam piyasa arzının yüzde 17,9′u geri dönüşümden sağlanacak.

 

Paris İklim Anlaşması’nı desteklemeyen bir tek ABD kaldı. 2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması küresel ısınmayı iki derecenin altında tutmayı hedefliyor. Almanya, zirvenin başında, Adaptasyon Fonu’na 50 milyon euro, En Az Gelişmiş Ülkeler Fonu’na ise 50 milyon euro olmak üzere, 100 milyon euro aktaracağını açıkladı. Fransız tüm ülkeleri, ABD’nin tavrına karşı birlikte hareket etmeye çağırdı. İtalya, 204 milyar dolar yenilenebilire yatıracak, kömür santrallerini ise 2025 yılına kadar kapatacak. Polonya, Avrupa’nın “Kömür Kralı” konumunda.

 

Yenilenebilir enerji dünyanın elektrik ihtiyacını karşılayabilir. Lappeenranta Teknoloji Üniversitesi (LUT) ve Energy Watch Group (EWG) “%100 Yenilenebilir Enerjiye Dayanan Küresel Enerji Sistemi – Elektrik Sektörü” adlı yeni raporunu , İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi  COP23’teki toplantıda sundu.  Çalışma, tamamıyla yenilenebilir enerjiye dayalı bir küresel elektrik sisteminin tüm yıl boyunca ve her saatte uygulanabilirliğinin mümkün ve büyük oranda fosil yakıtlar ve nükleer enerjiye dayalı mevcut sistemden daha uygun maliyetli olduğunu ortaya koydu. %100 yenilenebilir enerjiye geçiş, elektrik sektöründen kaynaklanan emisyonları sıfırlayacak ve enerji üretiminde yaşanan toplam kaybı çok büyük oranda azaltacak. 2050 yılına kadar, bugünün istihdam rakamlarının üzerine 17 milyon iş ekleyerek, 36 milyon kişiye iş imkanı yaratacak.

 

Küresel ısınma ile mücadele çok yavaş. BM Emissions Gap Raporu’na göre, ülkelerin küresel ısınma ile mücadele için kabul ettikleri ulusal hedeflerle 2030 yılına kadar azaltılması gereken emisyon miktarının sadece üçte biri azaltılabilecek. Rapor, metan gibi diğer sera gazlarının halen artmakta olduğuna ve küresel ölçekte yaşanacak ani bir ekonomik büyümenin karbon dioksit emisyonlarını tekrar yükseltebileceğine dair uyarıda bulunuyor. Paris hedeflerini gerçekleştirmek için hükümetler, özel sektör, şehirler ve diğer aktörlerin daha yüksek ve daha hızlı emisyon azaltımı gerçekleştirecek çalışmaları bir an önce hayata geçirmeleri gerekiyor. Rapor, bunu özellikle tarım, yapı, enerji, ormancılık, sanayi ve ulaşım sektörlerinde hayat geçirmenin yollarını ele alıyor. Sektörlerdeki potansiyelin büyük kısmı belirli birkaç alanda yapılacak yatırımlardan geçiyor: Güneş ve rüzgar enerjisi, verimli teçhizat, verimli binek araçları, ormanlaştırma ve ormansızlaştırmanın durdurulması bunların başında geliyor. Bir diğer yardımcı etken ise yeni kömürlü termik santrallerin açılmaması ve mevcut santrallerin hızlı ve kademeli olarak kapatılması.

 

Dünyayı kirleten 100 şirket. The Carbon Majors raporuna göre, 1988 yılından bu yana küresel karbon emisyonlarının yüzde 71’ini 100 şirket gerçekleştiriyor. Dolayısıyla, büyük şirketlerin küresel ısınma konusunda duyarlı davranmaya başlaması, karbonsuz bir ekonomiye geçişte büyük bir değişim yaratabilecek güçte. Rapora göre en fazla karbon emisyonuna neden olan şirketler arasında Exxon- Mobil, Shell, BP ve Chevron ilk sıralarda yer alıyor. Eğer fosil yakıt üretimi, önümüzdeki 28 sene de aynı şekilde devam ederse, içinde bulunduğumuz yüzyılın sonuna kadar küresel bazda ortalama hava sıcaklığı 4 derece artacak. Bu da, bazı canlı türlerinin yok olmasından, gıda kıtlığına kadar çok sayıda felaket riskini beraberinde getirecek. Dünya kirleten 100 şirketin yanında, tam ters yönde hareket eden ve geleceğe dair olumlu adımlar atan şirketler de var. İçlerinde Apple, Facebook, Google ve İkea gibi şirketlerin de bulunduğu 100 şirket, RE100 girişimi kapsamında yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanımına geçme sözü verdi. Volvo, 2019 yılı itibariyle ürettiği tüm otomobillerin elektrikli ya da hibrit olacağını açıkladı.

 

Sürdürülebilir Mavi Ekonomi. WWF’nin “Akdeniz’de Ekonominin Canlandırılması” raporuna göre Akdeniz’de denizle ilgili faaliyetlerin sağladığı yıllık ekonomik değer 450 milyar dolara ulaşıyor. Bölgesel GSYİH’lerle karşılaştırıldığında Akdeniz; Fransa, İtalya, İspanya ve Türkiye’den sonra bölgenin beşinci en büyük ekonomisine sahip. Bu değer aynı zamanda, dünya denizlerinin yalnızca yüzde 1’ine sahip bir alanda, dünyanın yıllık GSDH’sinin yaklaşık yüzde 20’sini temsil ediyor. Akdeniz’in ekonomik varlıklarının değeri ise ihtiyatlı bir yaklaşımla bile 5,6 trilyon dolar gibi bir rakama işaret ediyor. Raporda iki kilit sektör olan turizm ve balıkçılık detaylı bir biçimde inceleniyor. Mevcut kitlesel turizm modeli genellikle kıyıların saldırgan bir biçimde imara açılması, aşırı su ve enerji kullanımı ile katı atık ve atık suların sürdürülebilir olmayan şekillerde yönetimini de beraberinde getiren bugüne kadar gerek denizel, gerekse kıyısal çevrenin bozulmasına sebep oldu. Öte yandan, aşırı avcılık ve diğer insan etkileri balıkçılık endüstrisini önemli ölçüde etkilemiş durumda. Akdeniz’de erişilebilen balık rezervlerinin yüzde 80’i aşırı avlanmaya maruz kalıyor. Sanayi kuruluşlarının, hükümetlerin, sivil toplumun ve diğer paydaşların, mevcut kalkınma modelini değiştirerek, sağlıklı ve üretken deniz varlıklarına dayalı Akdeniz için Sürdürülebilir Mavi Ekonomi’ye dönüşüm için harekete geçmeleri gerekiyor.

 

Türkiye’nin iklim çalışmaları: Kritik derecede yetersiz. Uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olan Climate Action Tracker değerlendirmesine göre 33 ülkenin küresel ısınma mücadelesinin değerlendirildiği çalışma şöyle: • Kritik derecede yetersiz: Şili, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye, Ukrayna, ABD. • Çok yetersiz: Arjantin, Çin, Japonya, Singapur, Güney Afrika, Güney Kore • Yetersiz: Avustralya, Brezilya, Kanada, AB, Endonezya, Kazakistan, Meksika, Yeni Zelanda, Norveç, Peru, İsviçre, BAE. • 2 derece ile uyumlu: Kosta Rica, Etiyopya, Hindistan, Filipinler, Gambia. • 1.5 derece Paris Anlaşması ile uyumlu: Fas • Rol Model: Yok.

 

1.1 trilyon dolarlık getiri avı. Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) gelişmekte olan piyasaların bu yıl yerleşik olmayan yatırımcılardan 1.1 trilyon dolar sermaye çekeceğini öngördüklerini bildirdi. Küresel risk iştahının yüksek olması ve gelişen ülkelerde güçlü büyüme, güçlü para akışına destek oluyor. IIF raporu, Türkiye’nin bu yıl yabancı yatırımcı için en cazip pazarlardan biri olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’ye yılbaşından bu yana net sermaye girişi 25.1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Başlıca gelişen piyasalar arasında en büyük giriş ise 46.2 milyar dolarla Hindistan’da yaşandı. Endonezya 21.8 milyar dolar çekerken, Brezilya’ya sermaye akışı 13.8 milyar dolar oldu. Yurt dışına dev yatırımlar yapan Çin yaklaşık 74 milyar dolar ‘sermaye açığı’ yaşadı. Rusya da çıkış yaşanan ülkeler arasında yer alıyor.

 

2018’de dolar ve euronun rakibi ‘kron’ olacak. Reuters’ın ekonomistler arasında yaptığı ankete göre Norveç parası %7.8, İsveç Kronu % 8.4 yükselecek. Norveç Kronu’nun, ülkenin en büyük ihracat kalemlerinden olan petrolün fiyatındaki artıştan destek bulması bekleniyor. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışın gelecek aylarda devam etmesi öngörülürken, petrol gelirinin desteğiyle Norveç ekonomisinin bu yıl yüzde 1.6 ve 2018’de yüzde 1.8 büyüyeceği tahmin ediliyor. İsveç’de ise yükselen enflasyon nedeniyle merkez bankasının parasal genişlemeye son vermesi olasılığını artırması ülkenin parasını güçlendirecek. 33 analistin katılımıyla yapılan bir başka Reuters anketine göre Orta Avrupa’daki güçlü ekonomik büyüme, bölgedeki paraların önemli bir bölümünün değer kazanmasına yardımcı olacak.

 

Büyümenin yolu kırsaldan geçiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Gıda ve Tarımın Durumu 2017 Raporu’na göre, gelişmekte olan ülkeler için kalkınmanın yolu kırsaldan geçiyor. Gelişmekte olan ülkelerde gelecek yıllarda, işgücüne katılmaya hazır milyonlarca genç insanın yoksulluktan kurtulmak için kırsal bölgeleri terk etmesine gerek olmadığı belirtilen raporda: “Ancak daha genç ve kalabalık bir gezegenin beslenmesi ve istihdamına yardım etmek için kırsal bölgelerin potansiyellerini ortaya çıkaracak çok geniş ve köklü dönüşümler gerekiyor” bilgisine yer verildi. Raporda önerilen 3 eylem planı ise şöyle: Birincisi; küçük ölçekli üreticilerin kentsel gıda talebini karşılamaya tamamen katılabilmelerini garanti altına alacak birtakım politikaların devreye sokulmasını içeriyor. İkincisi; kırsal ve kentsel pazarları birbirine bağlayacak gerekli altyapının oluşturulması. Üçüncüsü ise, mega kentlerin kırsal-şehirsel ekonomilere daha iyi bağlanmalarını değil, aynı zamanda daha küçük, kentsel alanların dışında daha yayılmış bir örgüyü kapsıyor.

 

Böyle giderse kırsalda nüfus kalmayacak. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Bayraktar, kırsal nüfusun hızla azaldığını, böyle giderse kırsalda nüfus kalmayacağını bildirerek, “FAO verilerine göre, 2000 yılında yüzde 35.3 olan kırsal nüfus 2011’de yüzde 28.6’ya indi. Tahminlere göre, günümüzde kırsal nüfusun payı yüzde 25’in altına düşmüş durumda. Önlem alınmazsa, kırsal kalkındırılmazsa, bu eğilimle halen 20 milyon olan kırsal nüfus, 2050’de 4.5 milyona gerileyecek” dedi. Bayraktar, yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2000 yılında 63.6 milyon olan Türkiye nüfusunun yüzde 35.3’ü olan 22.5 milyonun kırsalda yaşadığını, 2011’de ülke nüfusunun 73.6 milyona ulaşmasına karşın kırsalda yaşayanların oranının yüzde 28.6’ya, sayısının ise 21.1 milyona indiğini belirtti.

 

Kasko oranı yüzde 10’un altına düşen şehirler. İstanbul’daki dolu afetinin yeniden hatırlattığı kasko sigortasına, yollardaki araçların sadece yüzde 28’i sahip. Bu oran Kilis’te yüzde 7‘ye kadar düşerken, bu alanın lideri Antalya’da oran ancak yüzde 38’e çıkıyor. Hazine Müsteşarlığı’nın 2016 yılıyla ilgili yayımladığı sigorta sektörü raporuna göre 2016 sonu itibariyle, Türkiye’de trafiğe kayıtlı araç sayısı yaklaşık 19 milyon 994 bin adet. Bu araçların ise 5 milyon 575 bini kasko sigortasına sahip. Buna göre toplam araçların sadece 27,9’unda kasko sigortası var. Kasko sigortasında ortalama prim 1025 lirayken, son dolu nedeniyle ortaya çıkan ortalama kaporta hasarı 3 bin 500 liraya, yine aynı nedenle ortalama cam masrafı 1000 liraya ulaştı.

 

Nükleer kriz, borsalara 1 trilyon dolara patladı. Kuzey Kore-ABD arasında artan siyasi gerilimin dünya genelinde hisse senetlerini aşağı çekmesiyle borsalar 2017’nin en kötü haftalık performansını gösterdi. Yatırımcı sığınacak liman olarak kendine devlet tahvilleri, altın ve İsviçre Frangı’nı seçti. Japonya dışındaki Asya- Pasifik borsalarını izleyen MSCI endeksi üç gün boyunca geriledi ve haftayı yüzde 2.1 düşüşle kapadı. Avustralya borsaları haftayı yüzde 0.5 kayıpla bitirirken, Güney Kore’nin haftalık kaybı yaklaşık yüzde 2.7 oldu. Doların başlıca altı temel para biriminde oluşan sepet karşısında seyrini izleyen endeks 93.385 seviyesine indi. İsviçre frangı Ocak 2016’dan bu yana eh hızlı yükselişini gerçekleştirdi. Altın spot piyasada 1.288,97 dolar/ons ile 8 Haziran’dan bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Diğer emtia ürünlerinde ve petrolde ise gerileme vardı. Bakırın yanında nikel, çinko, alüminyum, kurşunun fiyatı sert bir şekilde gerileme gösterdi. Dünyanın en güvenilir finansal kağıtlarından kabul edilen Alman tahvillerine yoğun bir giriş oldu. İngiltere ve ABD’nin 10 yıllık kağıtlarının faizi de haziran sonundan bu yana en alt seviyeye indi.

 

Yarım milyon Suriye’linin 5′te 1′i iş piyasasında. İnsani Gelişme Vakfı’nın (İNGEV) “Mülteci Hayatlar Monitörü” raporuna göre; İstanbul’da yaşayan 500 bin Suriyeli mültecinin 102 bini aktif olarak çalışıyor. Bunların sadece 16 bini izinli. İstanbul’daki Suriyelilerin 200 bini daha iş piyasasına katılabilecek yaşta. 51 bin Suriyeli ise iş arıyor. Suriyeli mülteciler başta tesktil sektörü olmak üzere inşaat, gıda ve maden sektörlerinde çalışmayı tercih ediyor. Ayrıca Birleşmiş Milletler Gida ve Tarım Örgütü’nün (FAO) araştırmasına göre; Türkiye’de olan 2.8 milyon Suriyeli mültecinin yüzde 20′den fazlasının tarımsal altyapıya sahip olduğu, bunların sadece yüzde 10′unun tarım sektöründe çalıştığı belirtiliyor.

 

Türkiye’deki e-ticaretin yüzde 30′u kaçak. Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği’ne (ETİD) e-ticaretin yüzde 20′si yurt dışından kaçak. Buna yüzde 10′luk sosyal medya kaçağını da koyarsak Türkiye’deki e-ticaretin yüzde 30′u kaçak. İleride bu, yüzde 40 kaçağa kadar gidecek. Bu durumun devlete vergi kaybı yıllık 1 milyar liradan aşağı değil, ekonomik kaybı ise yaklaşık 3 milyar lira. Uzmanlara göre sosyal medyadan yapılan satışlar, yasal e-ticaretten daha fazla büyüyor. Bazı tüketiciler, karşısında tüzel kişilik bulunmadan yapılan alışverişlerde ürün sıkıntılı çıktığında bunu iletecek muhatap bulamıyor. Bir de ödemesini yapıp ürünü gelmeyen tüketiciler oluyor. Sosyal medya ünlülerimiz ve fenomenlerimiz de bazen buna alet oluyor. Tıbbi ürünler başta olmak üzere internette yasal satışının yasak olduğu birçok ürün, sosyal medyadan çok daha rahat satılabiliyor.

 

Kara para aklamada merkez Londra. Uluslararası Şeffafık Örgütü (Transparency International) tahminlerine göre her yıl yaklaşık 23 ila 57 milyar sterlin arasında kara para Londra üzerinden aklanıyor. Örgütün resmi sitesinde özellikle Bangladeş, Kenya, Nijerya, Pakistan ve Zambia’dan yasa dışı yollarla çıkarılan paranın İngiltere’deki aracı kurumlar tarafından muhafaza edildiği belirtiliyor. Para transferlerine aracılık ettiği öne sürülen bankalar içerisinde, HSBC, Royal Bank of Scotland (RBS), Lloyds ve Barclays olmak üzere toplam 17 İngiltere merkezli küresel banka yer alıyor. İngiliz Financial Times gazetesinin İngiliz Tapu Kayıt Merkezi’nin verilerinden derlediği bilgilere göre, ülkede yurt dışı bağlantılı şirketler üzerinden “şüpheli” sayılabilecek konut satın alımlarının hacminin ise yaklaşık 122 milyar sterlin değerinde olduğu belirtiliyor

 

Eğitimde başarının beş kilit faktörü. McKinsey & Company’nin, ‘Eğitimde Başarı Faktörleri’ çalışmasına göre bir ülkenin eğitimde başarıyı yakalaması için beş temel faktör var. Eğitimde başarılı ülkeler, bu faktörlerden en az birinde fark yaratıyor. Birinci faktör öğretmen kalitesi. Eğitimde ‘öğretmen kalitesinin’ sağlanması, yetenekli insanların öğretmen olmaya özendirmeyi, bu kişileri meslekte tutulmasını, gelişim fırsatları sunulmasını ve performans yönetiminin yapılmasını kapsıyor. Eğitimde başarıda ikinci kritik faktör öğretim metodolojisi. Yani eğitimde hedefler net bir şekilde ortaya konulmalı, öğrenci merkezli bir eğitim mi yoksa öğretmen merkezli bir eğitim sistemi mi yürütüleceğine karar verilmeli, hangi konuların en verimli şekilde nasıl öğretilebileceği belirlenmeli. Üçüncü faktör eşitlik. Buna göre bir ülkenin eğitimde başarılı olması için cinsiyeti veya ekonomik koşulları ne olursa olsun tüm çocukların sistemden yararlanabilmesini garanti eden spesifik gösterge ve hedefleri belirlemesi gerekiyor. Dördüncü faktör toplumsal katılım. Eğitimin toplum nezdinde saygı gördüğü ülkeler yüksek performanslı eğitim sistemlerin kurulmasında daha başarılı. Ayrıca velilerin çocuklarının eğitimine ve okulların karar verme süreçlerine dahil edilmesi, sistem üzerinde fark yaratıyor. Beşinci faktör dijitalleşme. Dijitalleşmeye, hem daha iyi veri toplama ve yönetme, hem de öğretme, değerlendirme ve öngörmeye yönelik yenilikçi araçlarla yeni fırsatların kapısını açtığı önem veriliyor.

 

İç seyahat potansiyeli ve Türkiye. ‘Amadeus Geleceğin Gezginleri 2030 Raporu’na göre iç seyahat potansiyeli nedeniyle Türkiye, Rusya, Çin ve Brezilya gelecek 5 yılın odak ülkeleri seçilmiş durumda. Raporda gidilecek yere karar vermede en fazla kadınların karar verdiği sonucuna ulaşılıyor. Birkaç sene sonra her şey sosyal medya üzerinden gerçekleşecek. Teknoloji olarak baktığımızda ‘Visual Reality-Sanal Gerçeklik’ kavramı öne çıkıyor. Bu da bir acenteye gittiğinizde bir gözlük takıp rezervasyon düşündüğünüz otelin odalarını görme fırsatı elde etmek anlamına geliyor. Böylece seyahat edecek kişiler otele gittiğinde hayal kırıklığı yaşamayacak. Rapora göre geleceğin 6 önemli paradigması başlıklar halinde şu şekilde: İş-Hayat bileşenleri, opsiyon şoku, işletme ağı, akran gücü, öyküsel data, kişisel fiyatlama, yeşil sorumluluklar.

 

Çalışanlar “tek parça” yaşam istiyor. ManpowerGroup Solutions tarafından yapılan “Bence Çalışmak: Adayların Esneklik Tercihlerini Anlamak” isimli araştırmaya göre, katılımcıların üçte ikisi mevcut mesleklerini masa başında oturmadan da yapabileceklerini düşünüyor. Çalışanlar, özel hayat ve iş yaşamı arasında ikiye bölünmek istemiyor. Araştırmada, 19 ülkeden yaklaşık 14 bin kişiye iş arama süreçlerinde en çok neye önem verdikleri sorulmuş. Üç önemli sonuç şöyle: En çok istenen esnek çalışma koşulları, esnek çalışma saatlerini ve evden/istenilen yerden çalışmayı içeriyor. Adayların yüzde 26′sı en önemli şeyin işe başlama ve bitirme saatlerinin esnekliği olduğunu belirtiyor. Bunun ardından yüzde 22′yle evden veya istenilen yerden çalışabilme seçeneği geliyor.

 

Küresel ekonomiyi onlar sırtlayacak. Uluslararası Para Fonu (IMF), ABD, Birleşik Krallık ve Suudi Arabistan’a yönelik büyüme beklentilerini düşürürken, Euro Bölgesi, Japonya ve Çin’e ilişkin büyüme tahminlerini ise yükseltti. Raporda Türkiye ile ilgili ise sadece küçük bir kısım yer aldı. Raporda, 2017 ve 2018 yıllarına yönelik küresel büyüme beklentileri sırasıyla yüzde 3,5 ve 3,6’da sabit bırakıldı. ABD ekonomisinin yeni büyüme beklentileri bu yıl için yüzde 2,3’ten yüzde 2,1’e ve gelecek yıl için yüzde 2,5’ten yüzde 2,1’e indirildi. Euro Bölgesi ve Kanada’nın beklentileri yükseltildi. IMF’nin Euro Bölgesi’ne yönelik beklentilerini yukarı çekmesinde Almanya, İtalya, Fransa ve İspanya’ya yönelik projeksiyonların yükseltilmesi belirleyici oldu. IMF, küresel ekonomik risklerin kısa vadede dengeli gözükmesine karşın orta vadede aşağı yönlü olduğuna da işaret etti. Bu riskler arasında Trump yönetiminin ekonomik politikalarına ve ABD Merkez Bankasının sıkılaştırma hızına yönelik belirsizlik, Avrupa’da Brexit müzakereleri ve Çin’in artan kredi borcunun yarattığı finansal dengesizlikler gibi dört risk öne çıkarıldı. Ayrıca ABD gibi gelişmiş ülkelerin korumacı ticaret politikalarına yönelmesinin küresel tedarik zincirlerine zarar verebileceği ifade edilen raporda, bunun özellikle gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkileyebileceği vurgulandı.

 

İstanbul’un istihdam trendleri. İnsani Gelişme Vakfı (İNGEV) tarafından İstanbul’da İstihdama İlişkin Trendler açıklandı. İstanbul’da 1.400 kişi ile yapılan istihdam trendleri araştırmasına göre en çok işsizlik edebiyat ve güzel sanatlar mezunlarında görülüyor. Katılımcılara en çok hangi alanlarda istedikleri sorulduğunda girişimcilik ve yabancı dil eğitimi en çok istenilen alanlar. Araştırmadan çıkan ilginç sonuçlardan biri de eğitim seviyesinin düştükçe girişimcilik oranının artması. Staj gibi mesleki eğitim kursu almış olmak da çalışma hayatında istihdama yönelik özel bir etki yapmıyor. Eğitim konusunda geçmişe bakıldığında bir tatminsizlik gözüküyor. Bu eksiklik hissi kadınlarda daha fazla. Özellikle orta öğrenimde rehberlik hizmetlerinin de güçlenmesi gerektiği gözüküyor. Girişimcilik konusundaki destekler ve gençler arasındaki kurumsal şirketlerden kaçma eğilimi girişimciliği güçlendiriyor. Girişimcilik daha çok 5 yıl civarında ücretli olarak çalıştıktan sonra realize oluyor. Hizmet ve satış elemanları en kalabalık meslek grubu (yüzde 25,8) olarak ortaya çıkıyor. İstanbul çalışan nüfusunun yüzde 16.2’si ise nitelik gerektirmeyen işlerde. Kadınlar erkeklere göre çok daha az yönetici, daha az teknisyen ve daha az hizmet ve satış elemanı konumunda çalışıyorlar. Buna karşılık erkeklere göre daha fazla profesyonel meslek gruplarında ve büro hizmetlerindeler. Çalışanların yüzde 31.6’sı yaptıkları işle aldıkları eğitimin ilgili olduğunu söylüyor. Buna karşılık yüzde 47’si ilgisiz buluyor.

 

Bankaların yeni adresi Dublin. EY tarafından yayınlanan İngiltere’nin Finansal Cazibesi raporuna göre Brexit sonrasında AB üsleri için Dublin’i diğer şehirlere tercih ediyor. EY’nin izlediği 222 finans hizmetleri şirketinden 59′u ya çalışanların bir kısmını Avrupa’da başka şehre taşıyacağını ya da AB içinde yeni bir üs kuracağını duyurdu. Bunların 19′u Dublin’e taşınacağını belirtirken, İkinci sırada 18 finans kuruluşunun tercih ettiği Almanya’nın Frankfurt şehri yer aldı. İngiltere dört büyük köklü bankasından Barclays, faaliyetlerini Dublin’e taşımayı planlayan bankalardan. Lüksemburg, 11 kuruluşun tercihi olarak 3′üncü sırada. Paris ise 11 sigorta ya da bankanın tercihi olarak ancak 4′üncü oldu. Brexit sonrası Londra’daki dünyanın en büyük bankaları önümüzdeki iki yılda yaklaşık 9 bin istihdamı Avrupa’nın başka bölgelerine götürmeyi planlıyorlar. Bunlar arasında STANDART Chartered JP Morgan, HSBC, UBS, Daiwa, Sumitomo Mitsui Financial Group ve Nomura gibi devler bulunuyor. Sigortacılar arasında ise Lloyd’s London, Royal London gibi şirketlerin adı geçiyor.

 

Türk şirketlerini satın almak için en çok ABD’liler geldi. EY verilerine göre son 10 yılda 161 işlem için 6 milyar 675 milyon dolarlık ödeme yapan ABD şirketlerinin bu süre zarfında gerçekleştirdiği en büyük işlem 2015 yılında Goldman Sachs’ın 1,3 milyar dolara Socar Türkiye’ye ortak olması olarak kayıtlara geçti. İspanyollar son 10 yılda Türk şirketlerine 23 işlemle 9 milyar 683 milyon dolarlık yatırım yaparken, en büyük işlem BBVA’nın 2010 yılında 5 milyar 838 milyon dolara Garanti Bankası’na ortak olması oldu.

 

AB, “Ucuz İşçiliği” Bitiriyor. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, birlik içerisinde “ucuz işçiliği” engellemeye yönelik düzenleme üzerinde uzlaşı sağladı. Buna göre, AB içerisinde çalışmak üzere bir başka ülkeye gönderilen kişilere, bulundukları ülkedeki ilgili sektör seviyelerinde ücret verilecek. Çalışanlar, bulundukları ülkenin resmi tatillerinden ve yıllık izin sürelerinden faydalanacak. Ayrıca, bu çalışanların mevcut durumda 30 ay olan görevlendirilme süreleri 12 aya indirilecek. AB içerisinde “ucuz işçiliğe” yönelik yeni düzenleme 2021 yılında yürürlüğe girecek. AB’nin daha az gelişmiş ülkeleri üyeliğe almasıyla, Doğu Avrupa’da kurulan çok sayıda şirket Batı Avrupa ülkelerine çalışan göndermeye başladı. Mevcut durumda, bu gönderilen kişilere bulundukları ülkelerin asgari ücreti seviyesinde ödeme yapılıyor. Ancak bu durum o ülkedeki sektör seviyelerinin çok aşağısında kalıyor. Ayrıca, söz konusu çalışanların emeklilik ödemeleri ve sigorta primleri kendi ülkelerindeki seviyede ödeniyor. Avrupa’da bu şekilde çalışan yaklaşık 2 milyon kişi bulunuyor. Bunlar özellikle inşaat ve yaşlı bakımı gibi alanlarda çalışıyor. Söz konusu düzenleme özellikle Fransa, Almanya, Belçika, Lüksemburg, Hollanda ve Avusturya tarafından desteklenirken, Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerince rahatsızlıkla karşılanıyor.

 

Sigortacıları kasırga vurdu. Bu yılın üçüncü çeyreğinde ABD’yi vuran tarihin en büyük kasırgaları ve Meksika’yı art arda vuran deprem felaketleri nedeniyle 2017’nin sigortacılar açısından bugüne kadarki en maliyetli yıllardan biri olacağı tahmin ediliyor. Küresel sigortacılık devleri art arda kâr ve gelir uyarısı yapmaya başladılar. AIG: Sigorta devi American International Group (AIG), Harvey, Irma ve Maria kasırgalarından ve Meksika’daki depremlerden beklenen tahmini hasar maliyetinin 2,9 milyar dolar ile 3,1 milyar dolar arasında olduğunu açıkladı. 3 milyar doları geçen toplam sigortalı hasarın 1,2 milyar dolarının Harvey Kasırgası’ndan, 1.1 milyar dolarının Irma Kasırgası’ndan 700 milyon dolar civarında bir kısmının da Maria Kasırgası’ndan kaynaklanacağını açıkladı.

 

Finansal Okuryazarlık Araştırması. FODER tarafından, Visa ve Türkiye’deki 22 bankanın desteğiyle gerçekleştirilen “Türkiye Finansal Okuryazarlık Araştırması”nın sonuçları açıklandı. Türkiye’de minimum finansal bilgiye sahip olan bireylerin oranı %70. Finansal bilgi düzeyi, çalışma hayatında olan, gelir düzeyi yüksek ve eğitimli bireylerde daha yüksek. Türkiye’de her 5 kişiden 2′sinin son bir yılda para biriktirdiği görülürken, bireyleri birikim yapmaya iten temel nedenlerde “geleceğe ilişkin belirsizlik” ve “kaygı” öne çıkıyor. Birikim yapanların yarısı (%49) sağlık sorunu, doğal afet, aniden işsiz kalma gibi beklenmedik durumlara karşı tedbir olarak para biriktirdiğini söylüyor. Hanede para kullanımına yönelik günlük kararlara dahil olma oranı kadınlarda %74 iken erkeklerde bu oran %85′e çıkıyor. Gençlerin ise sadece %43′ü hanede para kullanımı konusunda söz hakkına sahip. Finansal ürün bilinirliğinde ise tasarruf ve emeklilik ürünleri öne çıkıyor. Bu ürün kategorisinde bilinirlik düzeyi %85′i buluyor. Araştırmanın ortaya koyduğu verilere göre, finansal bilgi, davranış ve tutumlarına göre Türkiye toplumu 5 temel gruba ayrılıyor: Finansal Bilgeler (%22), Mütevazı Ebeveynler (%24), İdareli Muhafazakarlar (%20), Plansız Hayalciler (%19) ve Kaygısız Gençler (%15).

 

Küresel ekonomi için üç senaryo. Nouriel ROUBINI’ye önümüzdeki üç senelik dönemde küresel ekonomi için üç muhtemel senaryo düşünülebilir. Boğa piyasası senaryosuna göre dünyanın en büyük ve sistematik olarak en önemli ekonomileri – Çin, Euro Bölgesi, Japonya ve ABD – büyüme potansiyelini yükseltmek ve finansal kırılganlıkları gidermek için yapısal reformlar uygulayacaklar. Ayı piyasası senaryosuna göre tam tersi olur: Dünyanın en büyük ekonomileri potansiyel büyümeyi yükseltecek yapısal reformları uygulamakta başarısız olurlar. Üçüncü senaryoda  hikâye ikisinin arasında bir yerde geçecek. Hem büyümedeki hem hisse piyasalarındaki dönemsel iyileşme bir süre daha son kalan kuyruk rüzgârlarının desteğiyle devam edecek. Fakat büyük ekonomiler potansiyel büyümeyi iyileştirecek bazı yapısal reformları gerçekleştirseler de değişimin hızı potansiyeli yükseltmek için gerekli olandan çok daha yavaş, kapsamı çok daha mütevazi olacak.

 

Göçmenlere karşı en negatif ülkeler. Ipsos Global Advisor tarafından dünya çapında 25 ülkede 65 altı yetişkinlerde gerçekleştirilen online araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 75’i son beş yılda ülkelerine gelen göçün arttığını belirtiyor. Araştırmaya göre göçmenler konusundaki algı birçok ülkede karamsar düzeyde gözüküyor. En negatif tutum gösteren ülkelerin başında ise Türkiye, İtalya ve Rusya geliyor. Her on kişiden 7’sinden fazlası, göçün ülkelerini istemedikleri şekilde değiştirdiğini söylüyor. Katılımcıların yarısından fazlası ise göçün ülkelerine pozitiften ziyade negatif olarak etki ettiğini belirtiyor. Suudi Arabistan, Hindistan ve İngiltere göç konusunda en pozitif düşünen ülkeler. Türkiye, İtalya, Macaristan ve Sırbistan ise bu konuda en olumsuz düşünen ülkeler olarak sıralanıyor.

 

Süper Lig’de toplam gelir 2.3 milyar lira. Aktif Bank, Türk futbol ekonomisinin mevcut durumunu değerlendiren Türkiye’nin en kapsamlı raporu EkoLig’in ikinci sayısını açıkladı. Rapora göre, Türk futbol ekonomisi büyümeye devam ediyor. Son iki sezonda toplam 5,2 milyon kişi Süper Lig maçlarını stadyumlarda seyretti. Süper Lig’in 2015-2016 futbol sezonunda 8 bin 395 olan seyirci ortalaması, 2016-2017 futbol sezonunda yüzde 6 oranında artarak 8 bin 940 oldu. 2015-2016 futbol sezonu sonunda 2 milyon olan Passolig Kart adedi, 2016-2017 futbol sezonu sonunda 2,8 milyona ulaştı. 2016-2017 futbol sezonunda Süper Lig pastasının büyüklüğü 2,3 milyar TL’ye ulaştı. Dört büyükler 2016-2017 futbol sezonunda 1,4 milyar TL gelir elde ettiler. Beşiktaş 30 bin 446 seyirci ortalaması ile ligin en fazla seyirci ortalamasına sahip takımı oldu. Süper Lig’in en fazla gelir elde eden takımı: Beşiktaş’ın toplam geliri: 521 milyon 158 bin TL. Süper Lig’in maç günü gelirleri en fazla olan takımı Beşiktaş oldu. Süper Lig’in ticari gelirleri en fazla olan takımı Fenerbahçe oldu. 2015-2016 sezonunda olduğu gibi, 2016-2017 futbol sezonunda da ligin en fazla naklen yayın gelirleri elde eden takımı Fenerbahçe oldu. 2015-2016 futbol sezonuna göre naklen yayın gelirlerini yüzde 42 oranında artıran Medipol Başakşehir FK, Süper Lig’in yayın gelirlerini en fazla artıran takımı oldu.

 

‘Yerinde üretim’ konteyneri vurdu. Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM), Türk Limancılık Sektörü 2017 Raporu’na göre en dikkat çeken konulardan biri yerinde üretimin ön plana çıktığı yeni ticaret politikalarının taşımacılık sektöründe dengeleri tamamen değiştirecek olması. Yeni üretim modellerinin uzakyol deniz taşımacılığına talebi azaltacağını belirten uzmanlar, bu değişimin en fazla konteyner taşımacılığını olumsuz etkileyeceğini savunuyor. Asıl yoğun etkinin ise 5 yıl sonra hissedileceği vurgulanıyor. Global işletmelerin gelişmiş ülkelerdeki devasa merkezi yönetim binalarından dünyaya bakıp, Çin’de devasa üretim tesisleri kurup yine devasa küresel tedarik zincirleri kurgulaması gibi uygulamalar yakın zamanda tarih olacak. Yerel, esnek ve küçük üretim tesisleri çok daha kısa tasarlanan tedarik zincirleri önem kazanacak. Konteyner taşımacılığında ortalama mesafelerin azalması, parsiyellerin küçülmesi ve rotalarda revizyona gidilmesi bekleniyor. Raporda 2016 yılında konteyner gemi arzının sadece yüzde 1.3 oranında artmasına rağmen gemilerin büyüme eğiliminde olduğu dikkat çekiyor.

 

Okumuş anne çocuğunu da okutuyor. Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ve Eğitim Reformu Girişimi (ERG) tarafından hazırlanan ‘Türkiye’de Erken Çocukluk Bakımı ve Okul Öncesi Eğitime Katılım’ başlıklı rapora göre okul öncesi katılımı etkileyen en önemli değişkenler annenin eğitim düzeyi, annenin istihdam düzeyi ve hane halkının varlık seviyesi. Örneğin 4 yaşta, annenin bir yıl daha fazla eğitim almış olması çocuğun okul öncesine katılma ihtimalini yüzde 3 artırıyor. Türkiye’de EÇBE’ye katılım çocuğun yaşı büyüdükçe artıyor, çocuklar 36. ayı doldurduklarında artmaya başlıyor 60. aya gelene kadar sürekli olarak yükselme trendi gösteriyor. 60. aydan itibaren okul öncesi eğitime katılım azalıyor ve ilkokula katılım çoğalmaya başlıyor. Dikkate değer bir nokta ise Türkiye’de çocuk bakımı çok büyük oranda bir kadın meselesi olarak algılanıyor.

 

Kadın istihdamı ve bakım ekonomisi. Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), İş Dünyasında Kadın Komisyonu’na göre  (İDK) eşinin çalışmasını istemeyenlerin sayısı 2015 yılında 2007 yılına göre yüzde 50 oranında azalmış; fakat kadınlar çocuk ve yaşlı bakımı nedeniyle çalışma hayatının ya başında ya da ortasında çalışma hayatından ayrılmak zorunda kalıyor. 2015 yılına kadar olan 5 yıllık dönemde yaklaşık 1 milyon kadın çocuk bakımı, yaklaşık 112 bin kadın ise yaşlı bakımı nedeniyle iş hayatını bırakmış. Kadına destek olacak bir sistem gerekiyor. Kadınların sadece iş hayatına katılımı değil, iş hayatındaki kadınların da bakım sorumlulukları nedeniyle çalışmaktan vazgeçmeyecekleri bir sistem oluşturulması gerekiyor. Kreş konusunda atılacak adımlar önemli ama bakım sigortası sisteminin çok hızlı bir şekilde kurulması halinde ilk etapta söz konusu hizmetlerde çalışacak 500 bin kadın için ilave istihdam sağlanabileceği gibi, iş gücü piyasasından kaçan yaklaşık 1 milyon 112 bin kadın da geri getirilebilir.

 

İndirim marketleri son 3 yılda yüzde 72 büyüdü. Nielsen PL Sektörü Araştırması’na göre alışveriş indirim marketlerine kayıyor. Özellikle gıdadaki yüksek fiyat artışları tüketiciyi indirim marketlerine yöneltti. Bu marketler diğer bütün kategorilerden pay kaptı. 3 yılda 7 bin 305 yeni market açılışı ile yüzde 72 gibi yüksek bir büyüme gerçekleştirdi. Tüketici artık “haftalık” alışverişi tercih ediyor. İndirim marketi sayısının 10 bin 145′ten 17 bin 450′ye çıktığı son üç yılda tüketicinin “haftalık” tarz alışveriş alışkanlığı da yüzde 23′ten 42′ye çıktı. Özellikle gıda fiyatlarındaki yüksek fiyat artışı tüketiciyi “büyük paketli” ürünlere yöneltti. Araştırma sonrasında bu marketlerin hızlı büyümesini destekleyecek bir gelişme daha yaşandı. Tarım Bakanlığı ucuz et satışını bu marketler eliyle yapmaya başladı.

 

Can sıkıntısından atıştırıp duruyoruz. Beneo’nun 22 ülkede gerçekleştirdiği “atıştırma alışkanlıkları” araştırmasında Türkler, sıkıntısını yiyerek gideren milletlerden biri çıktı. Araştırmaya göre her iki Türk’ten biri canı sıkıntısından atıştırıyor. Günün en önemli ve ilk öğünü olan kahvaltı konusunda gençler sınıfta kalmış durumda. İlerleyen yaşla birlikte kahvaltıya verilen önem artıyor. Dünya çapında insanlar öğle saatlerinde açlık hissederek, kahvaltının tam tersine geçiştirmek yerine yemek yemeyi tercih ediyor. Araştırmayı yürüten uzmanlara göre elde edilen bu veriler, öğleden sonra atıştırma eğiliminin sağlıkla değil daha çok kendini şımartmakla ilgili olduğunu işaret ediyor. Araştırmanın sonuçları Türkiye’de artan yaşla birlikte yükselen atıştırma eğiliminin diğer ülkelere göre çok daha yüksek olduğunu işaret ediyor. Gündelik stresle başa çıkma mekanizması olarak atıştırmak oldukça popüler. Türkiye’de yaş gruplarının tamamının yüzde 50′si can sıkıntısından atıştırıyor. Almanya’da ise bu oranı yüzde 20′nin altında. Stresle başa çıkmak için atıştıranlar listesinin başında 18–24 yaş grubu geliyor. Dünya çapında 55 yaşın üzerinin bu nedenlerle atıştırma ihtimali ise çok daha düşük.

 

Otomotivde ‘erkek egemen’ kültür algıdaki kadar kuvvetli değil. Deloitte araştırmalarına göre, otomotiv sanayiindeki beyaz yakalılar içinde kadın çalışan oranı yüzde 25. Otomotivde çalışan kadınların yüzde 57’si otomotiv sektöründe çalışmaktan memnun olduklarını ifade ediyorlar. Sektördeki beyaz yakalı kadınların yüzde 95’ini üniversite ve üst seviyede eğitim almış kadınlar oluşturuyor. Sektördeki kadınların yüzde 85’i endüstri içinde kadın lider eksikliğini vurguluyor. Yüzde 78’i ise kendi çalıştıkları şirketlerde yeterli kadın üst düzey yönetici olmadığının altını çiziyor. Otomotiv sektörü ağırlıklı olarak mühendislik eğitimi almış kadınları tercih ediyor. Türkiye’de otomotiv sanayiinde kadınların yüzde 56’sı üst düzey yönetici olmayı hedefliyor. Sektördeki kadınların yüzde 52’si, otomotiv sanayiini ana hedeflerine ulaşmak için bir yol olarak görüyor. Bu arada kadınlar, sektördeki kadın dayanışmasının yeterli olmadığından şikayetçiler. Yüzde 81’i okullar ve üniversitelerin genç kadınları otomotiv sektöründe kariyer yapmaya teşvik etmediğini düşünüyor.

 

BT Güvenliği Araştırması. Citrix araştırmanın sonuçlarına göre; Türkiye’de işletmeler BT güvenlik bütçelerinden en büyük payı yüzde %28 ile cihazlara ayırıyor. İkinci sırada ise %19 ile Network-Ağ yer alıyor. Veri ve İnsan Faktörü’ne sırasıyla bütçenin %17 ve %16’sı ayrılırken, en az bütçe ise %12 ile Uygulamalara ayrılıyor. Özellikle mobil uygulamaların her geçen gün kullanımı artarken, uygulamalara yönelik tehditler de çeşitleniyor. Bu ortamda, Türkiye’de güvenlik bütçelerinden uygulama güvenliğine yeteri kadar pay ayrılmadığı gözleniyor. Araştırmanın katılımcılarından %54’ü dosya paylaşımı ve doküman işbirliği araçları kullanmayı en yüksek risk taşıyan konu olarak görürken, yüzde 49’u ise de sosyal medyanın çalışanlarca kullanılmasının önümüzdeki 2 yıl içinde bir risk faktörü olmaya devam edeceğini belirtti. Bu ikiliyi ise yüzde 46 ile şirketlerin mobil ödemeleri kullanması izliyor.

Derleyen: Memet Özkan - www.danismend.com

Not: Araştırma raporlarımızdan, proje hibe desteklerinden, mevzuat duyurularından, eğitim duyurularımızdan ve kurumsal haberlerimizden haberdar olmak isteyen okurlarımızın ozkandanismanlik@gmail.com  adresine boş bir e-posta göndermeleri yeterlidir.

Not:  Bu rapor www.danismend.com tarafından güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık  kaynaklardan elde edilen bilgiler kullanılmak suretiyle, sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hiçbir şekilde tavsiye veya danışmanlık hizmeti sağlanması olarak yorumlanmamalıdır. Www.danismend.com bu raporda yer alan bilgilerin doğru ve tam olması konusunda herhangi bir şekilde garanti vermemektedir. Www.danismend.com bu raporda yer alan bilgilerde herhangi bir bildirimde bulunmaksızın değişiklik yapma hakkına sahiptir. Bu rapor ve içindeki bilgilerin kullanılması nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak oluşacak zararlardan www.danismend.com hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Bu konularda detay bilgi  isteyen okuyucuların ayrıca bizimle temasa geçmelerini rica ederiz.

 

 

Scroll To Top